yandexmetrikacounter
YAZ DÖNEMİNDE AİLE İÇİ BAĞLARI GÜÇLENDİRELİ | Çanakkale Olay
Mine Kandaz

info@ozugurdanismanlik.com

YAZ DÖNEMİNDE AİLE İÇİ BAĞLARI GÜÇLENDİRELİM

Sosyolog/Aile Danışmanı
76

Okulların kapanmasının üzerinden birkaç hafta geçti. Yazın o kendine has, uzun ve sıcak günleri tüm ritmiyle hayatımızı kaplarken, evlerin içinde sessiz bir krizin de tohumları ekiliyor olabilir. Sıralar, ödevler ve erken uyanma telaşı bitti; ancak pek çok ebeveyn için şimdi daha büyük bir sınav başladı: "Bu çocuğu ekrandan nasıl uzaklaştıracağım?"

Sosyolojik bir pencereden baktığımızda, modern dünyanın bize sunduğu en büyük sıkıntılardan birini yaşıyoruz. Aynı çatı altında, fiziksel olarak birbirine en yakın mesafede duran bireyleriz, fakat dijital evrenlerinde kilometrelerce uzaktaki dünyalara bağlanırken yanındakinin sesini duyamaz hale geliyoruz. Teknolojinin bireyselleştirici, insanı kendi dünyasına hapseden bu yapısı, ne yazık ki en çok aile içi bağlarımızı hırpalıyor. Yaz dönemi, kuralların gevşediği ve serbest zamanın arttığı bir dönem olduğu için, bu dijital kopuş ne yazık ki zirve noktasına ulaşıyor. Pek çok aile de bu durumda çocuklarına nasıl yaklaşmaları gerektiğinin farkında olmuyorlar. Telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar, çocukların odalarını adeta dış dünyaya kapatan birer görünmez duvara dönüştürüyor. Hatta sadece odaları ile sınırlı kalmıyor, gidilen tatillere, dış mekanlara ve her yere çocuklarımızla birlikte taşınıyorlar.

Peki, bir Aile Danışmanı olarak bu duruma sadece bir "bağımlılık" ya da "yasaklanması gereken bir düşman" olarak mı bakmalıyız? Kesinlikle hayır. Çatışmayı körükleyen, sürekli talimatlar veren ve suçlayan bir dil, genci veya çocuğu ekrana daha çok yaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Bizim burada asıl yapmamız gereken şey, odağımızı değiştirmektir. Dijital dünyaya yönelen o yoğun ilgiyi ve enerjiyi, yapıcı bir biçimde yüz yüze iletişime ve paylaşılan ortak anlara kaydırmaktır. Bir çocuğun veya gencin ekrandan kafasını kaldırmasını istiyorsak, kafasını kaldırdığında göreceği dünyanın en az o ekran kadar cazip, sıcak ve kabul edici olması gerekir. Ekran dışı zamanlarda aile bireyleri ile kaliteli vakit geçiren çocuklar ve gençler, çoğu zaman kendileri bile ekran sürelerini kısaltabiliyorlar. Burada en önemli şey, bizim bakış açımızdan çocuklarımızı eğlendirmek değil, onların bakış açısından eğlence ortamlarına ortak olmak ve eşlik etmektir.

"Yasaklar zihinde sadece meraktan ve öfkeden duvarlar örer. Oysa bizim ihtiyacımız olan şey duvarlar değil; odalarımızdan çıkıp birbirimizin gözünün içine bakabileceğimiz köprüler kurmaktır."

Odağı değiştirmek, ebeveyn olarak bizim de kendimizle de yüzleşmemizi gerektirir. Günün yorgunluğuyla "Aman çocuk sessiz dursun, bilgisayarla oyalansın" veya “kış boyunca ders çalıştı, istediği kadar oynasın” veya “ben de çalışıyorum, belirli sürelerde tatil yapıyorum, biraz rahat edeyim” konforuna kaçtığımız her an, aslında gelecekteki bağlarımızdan bir parça eksiltiyoruz.

Bu yaz bir karar alalım. Ekran sürelerini sadece kısıtlamakla kalmayıp, o boşalan zaman dilimlerini ailece yapılacak ve çocuklarımızın eğleneceği ortamlara kulak verip bunların mümkün olanlarını gerçekleştirerek dolduralım. Şiddetsiz ve şefkatli bir iletişim dilini rehber edinerek, çocuklarımıza "Bırak o telefonu!" demek yerine, "Seninle bugün tamamen senin istediğin bir aktivite yapmak istiyorum, sana eşlik edebilir miyim?" demeyi deneyelim. Göreceksiniz, odağımızı ekrandan insana, mekanikten duyguya çevirdiğimizde, aile içi bağlarımız yeniden canlanacak ve bu yaz sadece dinlendiğimiz değil, birbirimizi yeniden keşfettiğimiz unutulmaz bir döneme dönüşecektir.

Ailece geçirebileceğiniz keyifli tatiller diliyorum.

www.ozugurdanismanlik.com

Instagram/YouTube : Koyde.birsosyolog