Çanakkale Deniz Savaşı’nın seyrini belirleyen en kritik bölgelerden biri olan Dardanos, yalnızca askeri bir mevzi değil; aynı zamanda fedakârlığın, sadakatin ve inancın sembolleştiği kutsal bir alan olarak öne çıkıyor. Boğazın kilidi olarak anılan bu stratejik noktada bulunan Hasan–Mevsuf Şehitliği ise Çanakkale’nin fazla bilinmeyen ama en onurlu durakları arasında yer alıyor.
1915 Çanakkale Deniz Savaşları sırasında Rumeli Mecidiye Tabyası’nda görev yapan Hasan ve Mevsuf Onbaşılar, sınırlı imkânlara rağmen büyük bir kararlılıkla boğaz savunmasında görev aldı. Düşman donanmasının dev zırhlılarına karşı, imkânsızlıklar içinde verilen bu mücadele, yalnızca askeri bir direniş değil; aynı zamanda vatan sevgisinin en yalın ifadesi olarak tarihe geçti.
Görevleri başında şehit düşen Hasan ve Mevsuf Onbaşılar, bugün adlarını taşıyan bu şehitlikte ebedi istirahatlerini sürdürüyor. Hasan–Mevsuf Şehitliği, iki kahramanın hatırasının ötesinde, Çanakkale’de “Çanakkale geçilmez” sözünü tarihe kazıyan iradenin somut simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Şehitlik alanında bugün silah sesleri susmuş olsa da, burada hissedilen sessizlik bile ziyaretçilere güçlü bir mesaj veriyor. Bu sessizlik; fedakârlığın, inancın ve vatan uğruna verilen mücadelenin yankısını taşıyor. Boğaza bakan bu mütevazı alan, geçmişle bugünü buluştururken ziyaretçilerine sadece bir manzara değil, bir milletin kaderini değiştiren direnişi gösteriyor.
Günümüzde Hasan–Mevsuf Şehitliği, kültürel miras ve tarih bilinci açısından önemli bir ziyaret noktası olarak öne çıkmaktadır. Bu mekân, savaş alanlarının yalnızca askeri değil; aynı zamanda sosyokültürel ve psikolojik boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini hatırlatmaktadır. Sessizliği ve mütevazı yapısıyla şehitlik, ziyaretçilere Çanakkale Deniz Savaşları’nın insani yönünü doğrudan hissettiren nadir alanlardan biri olarak değerlendirilmektedir.
Çanakkale’yi anlamak, büyük askeri harekatların yanı sıra bu tür sembolik mekânların ve az bilinen kahramanlık öykülerinin incelenmesini de zorunlu kılmaktadır. Hasan–Mevsuf Şehitliği, imkansızlıklar içerisinde yürütülen savunmanın ve inancın askeri teknoloji karşısındaki belirleyici rolünü gözler önüne seren önemli bir tarihsel referans noktalarından biri olarak günümüze kadar gelmiştir.
(ERHAN TAYLAN)