İYİ Parti Çanakkale İl Genel Meclis Üyesi Murat Çağlayan, Çanakkale’de son yıllarda artan yapılaşma ve imar uygulamalarına yönelik kamuoyunda oluşan tartışmalar hakkında kapsamlı bir açıklama yaptı. Özellikle Erenköy’deki villa projeleri üzerinden gündeme gelen imar kararlarının toplum vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturduğunu belirten Çağlayan, geçmişte alınan kararların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Çanakkale’nin tarihi, kültürel ve doğal değerleriyle Türkiye’nin en önemli bölgelerinden biri olduğuna dikkat çeken Çağlayan, doğayı ve çevreyi etkileyen imar planlarının yalnızca bugünü değil gelecek kuşakların yaşamını da doğrudan ilgilendirdiğini ifade etti.
Açıklamasında Erenköy’de yükselen villalar üzerinden başlayan tartışmaların tüm Çanakkale’nin ortak vicdanını yansıttığını vurgulayan Çağlayan, kamuoyunun yalnızca imar planının geçmişte onaylanmış olmasıyla tatmin olmayacağını belirtti.
Çağlayan, tartışmalara konu olan bölgeye ait 1/1000 ölçekli Mevzi İmar Planı’nın 1 Kasım 2012 tarihinde dönemin İntepe Belediyesi tarafından onaylandığının ifade edildiğini hatırlatarak şu soruların cevaplanması gerektiğini söyledi:
Çanakkale’nin geçmişte büyük orman yangınları yaşadığını hatırlatan Çağlayan, özellikle 2008 yılında Çınarlı Köyü’nden başlayarak İntepe ve Güzelyalı’ya kadar uzanan geniş bir bölgede meydana gelen yangının hafızalarda yer ettiğini belirtti.
Yangın sonrasında devlet ve vatandaşların ortak çabasıyla bölgenin yeniden ağaçlandırıldığını ifade eden Çağlayan, yıllar içerisinde tekrar yeşeren alanların daha sonra imara açılmasının kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturduğunu söyledi.
“Yeniden yeşeren bu bölgeler 2012 yılında nasıl imara açılabildi? Bu kararları kimler aldı, hangi gerekçelerle aldı ve kamu yararı nasıl gözetildi?” sorularını yönelten Çağlayan, Çanakkale halkının bu konularda açık ve net cevaplar beklediğini dile getirdi.
Tartışmanın yalnızca Erenköy ile sınırlı olmadığını vurgulayan Çağlayan, asıl meselenin Çanakkale’nin ormanlarının, kıyılarının, tarım alanlarının ve doğal güzelliklerinin giderek artan yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kalması olduğunu belirtti.
Doğayı tahrip eden kararların etik açıdan savunulamayacağını ifade eden Çağlayan, yerel yönetimlerden bürokratlara kadar karar alma süreçlerinde görev alan herkesin büyük sorumluluk taşıdığını kaydetti.
Açıklamasında kamu gücünü kullananların yalnızca mevzuata değil, halkın vicdanına ve gelecek nesillere karşı da sorumlu olduğunu belirten Çağlayan, görev makamlarının rantın değil kamu yararının korunması için var olduğunu söyledi.
Atılan her imzanın ve alınan her kararın çocukların geleceğini etkilediğini ifade eden Çağlayan, sorumluluk taşıyan herkesin aldığı kararların hesabını hem tarihe hem de halka vermek zorunda olduğunu dile getirdi.
Çanakkale’nin doğal güzelliklerinin, ormanlarının, kıyılarının ve tarihi değerlerinin korunmasının bir çevre meselesinin ötesinde vicdani bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Çağlayan, açıklamasını şu çağrıyla tamamladı: “Çanakkale’nin doğası, yeşil vatan olarak gördüğümüz ormanları, mavi vatanın kıyıları ve tarihî değerleri rant uğruna feda edilmemelidir. Emanet aldığımız bu toprakları korumak ve gelecek nesillere aynı güzellikte teslim etmekle yükümlüyüz. Çanakkale’nin bir karışı bile siyasi hesaplara, kısa vadeli kazançlara ve ranta kurban edilmemelidir.”
(YUSUF SONKURT)