Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Suat Kılıç, bir dizi ziyaret gerçekleştirmek ve partisinin il divan toplantısına katılmak üzere geldiği Çanakkale’de basın mensupları ile bir araya geldi. İl Başkanı Mehmet Salih Yüzbaşı, İl Kadın Kolları Başkanı Müzeyyen Ateş ve teşkilat mensuplarının katılımıyla düzenlenen basın toplantısında Kılıç; ekonomiden uyuşturucuyla mücadeleye, spordaki bahis skandallarından erken seçim öngörüsüne kadar pek çok konuda iktidarı ve ana muhalefeti eleştirdi.
"Asgari Ücret Açlık Sınırının Altında"
Ekonomik verilere değinerek sözlerine başlayan Kılıç, açıklanan 28.000 TL’lik asgari ücretin 32.000 TL’ye dayanan açlık sınırının altında kaldığını ifade etti. Kılıç, "Yoksulluk sınırı 100.000 TL’ye ulaştı. İnsanları sefalet ücretine mahkum etmek adalet değil, zulümdür. Eşit işe eşit ücret verilmelidir," dedi.
"Davul AK Parti'nin, tokmak MHP'nin elinde"
Türkiye'nin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar bir erken seçimi zorunlu kıldığını belirten Kılıç konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Ama hep dayatılan bir cümle var. "Türkiye'nin etrafı ateş çemberiyken seçime gitmek olmaz." diyor. Bunu diyen kim? İktidarın ortağı MHP'nin genel başkanı. Onların tuzu kuru. Zaten AK Parti iktidar, MHP ortağı.
Davul AK Parti'nin, tokmak MHP'nin elinde. Kendileri zaten iktidarda asgari ücreti düzeltmiyorlar, emekli maaşlarını düzeltmiyorlar, çalışanların haklarını vermiyorlar, taşeronlara eşit imkanlar sağlamıyorlar, kademeli emeklilik imkanını sunmuyorlar, staj ve çıraklık mağdurlarının mağduriyetlerini mağduriyetten saymıyorlar, yapı kayıt belgesi mağduriyetleri var, kamu mühendislerinin mağduriyetleri var, o kadar çok mağduriyet oluşturuldu ki, Türkiye adeta bir mağduriyetler Cumhuriyetine dönüştü.
Kamu harcamalarında israfa son verin. İtibardan tasarruf edin. Madem Türkiye'nin milli güvenlik meseleleri var. Öyleyse tasarruf edin. Paramızı çarşur etmeyin. Tarıma yönelin. Suyumuzu muhafaza edin. Doğal gazda, petrolde, enerjide dışa bağımlılık yerine yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelin. Güneş enerjisine yönelin. Rüzgar enerjisine daha fazla yönelin. Altın ithalatçısı olmak yerine altın üretim kaynaklarının potansiyelini artıran bir ülke haline gelin. Ama bu madenleri aynı bilinen şirketlere vermeyin. Kazanan Türkiye olsun. Türkiye'deki bugün en önemli beka meselesi halkın geçim derdidir. Mutfaktaki yangındır.
Köylü yakınıyor: "Mandalina balında 4,5 lira." diyor. Tüccarın verdiği sadece 1 lirakâr 5,5 liraya mandalinayı veriyorum diyor. Çanakkale'de markette köyden 5,5 liraya çıkan mandalinayı 25,5 liraya bile almak mümkün değil. E bu nasıl bir düzendir? Devlet bunu düzenlemek için var olan organizasyon değildir. Tarım Bakanı var ama yok. Son zamanlarda bakan ama görmeyen bakanlarımız var. Adı Bakan, bakıyor ama görmüyor. Tarım Bakanı tarımda aksilikleri görmüyor. Sağlık Bakanı sağlıktaki aksilikleri görmüyor. Yeni doğan çetesini kamuoyu gördükten sonra görüyor. Milli Eğitim Bakanı eğitimdeki aksaklıkları görmüyor. Okullardaki müstahdem ihtiyacını görmüyor. Sözde velilerden para toplanmayacak diyor. Ama her gün olduğu gibi bu yıl da velilerden para toplanmazsa okulların tuvaletleri bile temizlenemiyor. Ekonomi Bakanı ekonomideki aksaklıkları görmüyor. Ticaret Bakanı market raflarında enflasyonu kudurtan, çıldırtan etiket oyunlarını görmeli. Böyle bakanlık mı olur? Bakan dediğim baktığı yerde görecek. Hatta perdenin gerisini, duvarın arkasını görecek. Bakanlar görmek için gördüğü sorunlara çözümler bulmak için vardır. Ama yeni sistemin siyasetçi olmayan atanmış bakanları ne görüyor, ne anlıyor, ne sorun çözebiliyor, ne de inisiyatif kullanabiliyor.
Daha 15 gün önce İçişleri Bakanı bir açıklama yaptı. Dedi ki kendi bakanlığım döneminde Türkiye genelinde uyuşturucu suçlarından tutuklanan kişi sayısı 101.000'i aştı. 101.000 tane satıcı varsa milyonlarca kullanıcı var demektir. Öyle değil. Gençlerimiz uyuşturucu batağıyla karşı karşıya.
Bunu konuşmayacak mıyız? Uyuşturucu batağına düşen milyonlarca gencimizin varlığı terörle mücadele kadar önemli bir milli güvenlik meselesi değil. 100.000'den fazla uyuşturucudan tutuklu, hükümlü, insanın ceza evlerinde bulunması Suriye meselesi kadar kritik ve önemli bir milli güvenlik meselesi değil mi?
Yeniden Refah Partisi olarak biz Türkiye'nin uyandırma servisiyiz. Uyuyanları uyandırmak bizim en öncelikli meselemizdir. Kurucu Genel Başkanımız, dava önderimiz Profesör Doktor Necmettin Erbakan hocamızın 30 yıl önceki, 40 yıl önceki, 50 yıl önceki konuşmalarına bakın. Videolarını alın karşınıza, izleyin, değerlendirin, yorumlayın, paylaşın, başkalarına gönderin. Biz bir milli görüş partisiyiz ve milli görüş terörden ekonomiye, tarımdan milli güvenliğe, Türkiye'nin bütün köklü kronik sorunlarına 30-40 yıl önce gerçekten çok büyük ve kalıcı çözümler getirmiş olan bir siyasi partidir.
Evet, 28 Şubat'ın generalleri tarafından Refah Yol Hükümeti düşürülmüş olmasaydı Profesör Doktor Necmettin Erbakan Hocamızın Başbakanlığı döneminde bugün Türkiye'nin PKK meselesi diye bir sorunu olmayacaktı. Çünkü rahmetli Erbakan Hocamızın söylediği şuydu. Bayrağımızın gölgesinde Türk elbette ki Türk olduğunu ifade edebilsin. Kürt de Kürt olduğunu ifade edebilsin. Diyarbakırlının zorla Çanakkaleliyim demesinin bir gereği var mı? Çanakkaleli de baştacı, Samsunlu da baştacı, Kayserili de baştacı, Urfalı da baştacı. Önemli olan mesele etnik mesele değildir. Meselenin kökünde ekonomik, bölgesel kalkınamamışlık meselesi vardır. Milyonlarca insan kendi toprağını, dağını, bağını, tarlasını, hayvanını terk edip batıya doğru göçüyorsa geçinemiyor demektir."
"Üçüncü bir yol olarak milletimizin gerçek umudu ve nihai adresi olacağız."
Türkiye'nin kronik sorunlarının arka planında AK Parti iktidarı olduğu gibi aslında bir yönüyle de Cumhuriyet Halk Partisinin olduğunu belirten Kılıç şunları söyledi: "Bugün AK Parti Türkiye'de sorunların kaynağı durumunda. Cumhuriyet Halk Partisi de çözümün adresi olamıyor ana muhalefet partisi olarak. CHP'de maalesef belediyelerde görülen davaların gündemine takılıp kalmış durumda. Evet, iktidarın büyük bir baskısı var. Kabul ediyoruz farkındayız. Ama Cumhuriyet Halk Partisi bu türbülansdan çıkıp Türkiye için alternatif ve umut olamıyor. Dolayısıyla Yeniden Refah Partisi olarak milletimize şunu söylüyoruz. Aziz milletimiz AK Parti'ye mahkum değilsiniz. Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi bloğuna da mahkum değilsiniz. Birlikte yeni bir yol açabiliriz. Üçüncü yolu diğer partilerle birlikte inşa edebiliriz. Biz buna varız. Yeniden Refah Partisi'nin öncülüğünde Türkiye ile ilgili ortak kaygıları olan, ortak değerleri taşıyan, ortak bir gelecek ufkunasahip olan diğer partilerle de ittifaka dönüşebilir. Yaklaşan genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti ile ittifakta olma ihtimalimiz de yok. Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte aynı ittifakta yer alma ihtimalimi zde yok. Yeni yolu açacağız. Üçüncü bir yol olarak milletimizin gerçek umudu ve nihai adresi olacağız. Hedefimiz budur. Ekonomide göstergeler o kadar kötü ki halka dağıtacak bir parayı buldukları anda Türkiye'yi seçime götürürler. O yüzden 2026 değil ama 2027 yılını bir baskın seçim yılı olarak görüyoruz."
"Sarıçay bu halde olduktan sonra 25 yıldır siz ülke yönetiminde olsanız ne olur? 50 yıldır belediyeyi siz yönetiyor olsanız ne olur?"
AK Parti ve CHP'nin aynı sorunların taşıyıcısı olduğunun altını çizen Kılıç, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Örneği Çanakkale'den vermek istiyorum. Sarıçay. Ne diyor hükümet? Bu bir belediye meselesidir diyor. Yerel yönetim ne diyor? Bu belediyenin değil hükümetin meselesidir diyor. Sorunun çözülmesi için de. 25 yıla yakındır AK Parti iktidarda, 50 yıldır da Çanakkale'de CHP'li belediye var. Sarıçay bu halde olduktan sonra 25 yıldır siz ülke yönetiminde olsanız ne olur? 50 yıldır belediyeyi siz yönetiyor olsanız ne olur? Demek ki 50 yılda bu sorunu ben çözelim diyen bir belediye başkanı seçememiş Çanakkale. İktidar da inat etmiş, Devlet Su İşlerinin imkanlarıyla devreye girmemiş. Çanakkale halkına cezayı kesmiş. Su orada akıyor, kirli akıyor, kötü akıyor. Şehir bu suyun kente kazandırılmasıyla hem susuzluktan kurtulabilir, hem inanılmaz bir peyzaj düzenlemesine kavuşabilir. Hem de adeta Venedik gibi bu kanalda şehrin içine doğru Seyr-i Seferler çok temiz ve çok turistik bir ortamda yapılabilir."
Sporda Bahis ve Şike Uyarısı
Eski Spor Bakanı kimliğiyle spordaki yolsuzluk iddialarını da değerlendiren Kılıç, bahsin "kumarın özelleştirilmiş hali" olduğunu belirtti. "Kulüp başkanlarının bahis şirketlerinin olduğu bir düzende futbol temiz kalamaz," diyen Kılıç, devlet eliyle kumar oynatılmasına son verilmesi gerektiğini vurguladı.
"Kaynağı Tavandaki İmtiyazlı Holdinglerde Arayın"
Kılıç son olarak asgari ücretin artması halinde KOBİ'lerin sırtına yük binmemesi için partisinin çizdiği yol haritasını şöyle açıkladı:
"40.000 lira asgari ücret verdiğin takdirde bu işletme çarkını nasıl döndürecek? Orada diyoruz ki asgari ücretin brütü zaten 40.000 liranın üzerinde. Devlet yüksek vergi alıyor asgari ücretten. Devletin asgari ücret üzerinden alınan vergilerden feragat etmesi lazım. Devletin elini taşın altına koyması lazım. Yükün altına devletin girmesi lazım. Yani kamu maliyesinin sorumluluk üstlenmesi lazım. Sorumluluğu tek başına işverene bırakmaması lazım. Söylediğimiz tam olarak budur. Türkiye'de verginin tavana yayılması lazım ama Maliye Bakanımız eğitimini Londra'da aldığı için tavana bakıyor hep. Hep vergiyi tabana yayıyor. Vergi, tüketenden alınıyor. Vergi ücretliden alınıyor. Vergi asgari ücretliden alınıyor. Vergi emekliden alınıyor. Borddosuna bakıyorsun memurun maaşı 80.000 lira gözüküyor. Kesintileri çıkarıyorsun 65.000 lira kalıyor. Bu vergiyi tabandan almayın. Tavandan alın. Tavanda ne var? İmtiyazlı holdingler var. Büyük patronlar var. Daha 2026 bütçesiyle bile büyük patronlardan neredeyse vergi gelirlerimizin yarısı kadar vergiyi sildiler. Ama onlar zaten Türkiye'nin kazananları. Niye ÖTV'sini siliyorsun? Niye KDV'sini siliyorsun? Gelir vergisini, kurumlar vergisini niye siliyorsun? Niye 5 yıl boyunca vergi istisnası getiriyorsun? Yatırım yapacaksa ithalat ürünlerinden 5 yıl boyunca istisnayı getirdin. E kazanılmış, elde edilmiş kazancından alınacak kurumlar vergisini, gelir ve gelir vergisini niye affediyorsun? Oradan o vergileri tahsil edeceksin. Asgari ücret üzerindeki vergi yükünü düşüreceksin. Böylece işvereni de destekleyeceksin. Olması gereken budur."
(HADİYE AYŞE İRİM)