Motosiklet tutkusu ile inancını aynı yolculukta buluşturan Faruk İnceyaprak, yıllardır içinde taşıdığı hayalin peşinden giderek Çanakkale’den Mekke’ye uzanan unutulmaz bir serüvene imza attı. Çocukluk yıllarında kurduğu hayalin gerçeğe dönüşmesinin mutluluğunu yaşayan İnceyaprak, yaşadığı deneyimleri Çanakkale OLAY’a anlattı.
İnceyaprak, hikâyesinin çok küçük yaşlarda başladığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Her yolculuk bir hayalle başlar. Benim yolculuğum ise 10 yaşında kurduğum bir hayalle başladı. Henüz küçük bir çocuktum. Bir gün motosikletimle Mekke’ye gidip hac ibadetimi yapabileceğimi hayal ederdim. O zamanlar bunun ne kadar zor olduğunu bilmiyordum. Sadece inanıyordum. Yıllar geçti, hayat değişti, ben değiştim ama o hayal hiç değişmedi.”
Faruk İnceyaprak, 2020 yılında gerçekleştirdiği Gürcistan seyahatinin kendisine cesaret verdiğini söyledi.
“2020 yılında yaptığım Gürcistan yolculuğu, sınırların aslında düşündüğümüz kadar uzak olmadığını bana gösterdi. O yolculuk daha büyük bir hedefin ilk adımıydı. Yıllar sonra artık sıra çocukluk hayalimi gerçekleştirmeye gelmişti.”
Mekke yolculuğunun Çanakkale’den başladığını anlatan İnceyaprak, ilk günlerden itibaren zorlu şartlarla karşılaştıklarını dile getirdi.
“Yolculuğumuz Çanakkale’den başladı. İlk kilometreleri yağmur altında kat ettik. Islanan kıyafetlerimiz, soğuyan hava ve önümüzde uzanan binlerce kilometre daha ilk günden yolun kolay olmayacağını gösteriyordu. Ama biliyorduk ki büyük hayaller kolay yolların sonunda gerçekleşmez.”
Yaklaşık 20 gün boyunca motosiklet üzerinde yaşadıklarını belirten İnceyaprak, yolculuğun rakamlarını da paylaştı: “Toplamda 8 bin kilometreden fazla yol yaptık. Her gün en az 500 kilometre sürdük, bazı günler ise bu mesafe 850 kilometreye kadar çıktı. Saatlerce süren sürüşler, değişen iklimler, farklı yollar ve yeni ülkeler her gün yeni bir sınav, her gün yeni bir tecrübe demekti.”
Yolculuğun en kritik anlarından birinin Suriye sınırında yaşandığını ifade eden İnceyaprak, Hatay’da Ankara’dan gelen arkadaşlarıyla buluştuktan sonra sınır kapısında uzun süre beklemek zorunda kaldıklarını söyledi.
“Sınır kapısında giriş işlemlerimiz beklediğimiz gibi gitmedi. Evraklar, kontroller ve uzun bekleyişler yaşadık. Tam 7 saat boyunca belirsizliğin içinde kaldık. Yolculuğun devam edip etmeyeceğini bile bilmiyorduk. Fakat sabırla bekledik. Sonunda sorun çözüldü ve yeniden motorlarımızı çalıştırdık. O an anladık ki bazen yolculuğun en zor kısmı asfalt değil, beklemektir.”
Yolculuğun en dikkat çekici detaylarından biri ise İnceyaprak’ın motosikletiyle kurduğu bağ oldu.
“Benim motosikletim hiçbir zaman sadece bir ulaşım aracı olmadı. Ona her zaman ‘sevgilim’ dedim. Çünkü iyi günde de kötü günde de yanımdaydı. Yağmurda, sıcakta, uzun yollarda ve zorlu anlarda beni hiç yarı yolda bırakmadı. Bu yüzden onu Mekke’ye götürmek benim için tarif edilmesi zor bir mutluluktu. Sanki yıllardır birlikte kurduğumuz bir hayali beraber gerçekleştirmiştik.”
Faruk İnceyaprak, yolculuğun en manevi bölümünün ihrama girdikten sonra başladığını söyledi.
“Yolculuğun en anlamlı anlarından biri ihrama girdikten sonra yaşandı. Tam 325 kilometre boyunca ihramlı şekilde motosiklet sürdüm. O anlarda yol sadece asfalt değildi. Her kilometre manevi olarak da beni hedefime biraz daha yaklaştırıyordu. Motorun sesiyle duaların birbirine karıştığı o anları kelimelerle anlatmak gerçekten zor.”
Mekke yolculuğu sırasında Suudi Arabistan’da farklı şehirlerden gelen motosiklet sürücüleriyle de tanıştığını belirten İnceyaprak, ortak tutkuların sınır tanımadığını söyledi.
“Suudi Arabistan’a ulaştığımızda farklı şehirlerden motosiklet tutkunlarıyla tanıştık. Onlarla birlikte yaklaşık 180 kilometre yol yaptık. Dilimiz farklıydı ama motosiklet sevgisi ortak bir dildi. Kısa sürede dost olduk, sohbet ettik, birlikte sürdük ve birbirimize hatıralar bıraktık.”
Bu yolculuğun yalnızca Mekke’ye ulaşmak olmadığını vurgulayan İnceyaprak, yaşadığı deneyimin kendisine önemli dersler verdiğini ifade etti.
“Aslında bu yolculuk bana bir gerçeği öğretti. İnsan bazen bir yere gitmek için yola çıkar ama yol boyunca kendini keşfeder. Her mola, her sınır kapısı, her zorluk ve her yeni insan bu yolculuğun bir parçasıdır.”
“Çanakkale’den başlayan bu serüven sadece Mekke’ye ulaşmak değildi. İnancın, sabrın, cesaretin ve kararlılığın kilometrelerle ölçülemeyeceğini görmekti. Çocukken kurduğum hayal binlerce kilometrelik yolların sonunda gerçeğe dönüştü.”
Röportajın sonunda yaşadığı unutulmaz anları özetleyen İnceyaprak şunları söyledi: “Bugün geriye dönüp baktığımda aklımda sadece 8 bin kilometrelik rota yok. Yağmur altında başlayan ilk kilometreler, Suriye sınırında geçen 7 saat, her gün kat edilen yüzlerce kilometre, yolda kurulan dostluklar, Suudi Arabistan’da birlikte sürdüğümüz motosikletçiler ve ihramla geçirilen o unutulmaz 325 kilometre var.”
“Belki bu yolculuk sona erdi. Ama bana gösterdiği en önemli şey şu oldu: Hayaller, cesaret edip ilk kilometreyi sürdüğünüz gün gerçeğe dönüşmeye başlar.”
Faruk İnceyaprak ayrıca röportajın gerçekleştirilmesine katkı sunan Çanakkale OLAY’a teşekkür etti.
Haber: Bayram Behçet Kocacenk / Nilay Ay
(YUSUF SONKURT)