Avrupa Birliğinin eş finansman mteli ile desteklenen ve Çanakkale Belediyesi tarafından yürütülen BLUEC Projesi kapsamında geliştirilen arıtılmış atık suların yeniden kullanım modelinin tanıtıldığı Sürdürülebilir Atıksu Yönetimi Projesi Tanıtım Çalıştayı, bugün saat 09.30’da Double Tree Hilton’da başladı.
Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, kent protokolü üyeleri ile projenin yürütücülerinin temsilcileri ve davetlilerin katıldığı Çalıştay, açılış konuşmaları ile başladı.
Çalıştayda ilk olarak Çanakkale Belediyesi Strateji Geliştirme Biriminden Proje Koordinatörü-Bütçe Uzmanı Mustafa Ertan söz aldı. Ertan, güçlü şehirlerin sadece kendi kaynaklarını değil, aynı zamanda dış kaynakları da etkin, verimli ve doğru yöneten, iş güçlerini büyüten ve yeni bir kültür üreten şehirler olduğunu belirtti.
Ertan’ın ardından söz alan Çanakkale Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürü Doruk Özdemir ise şunları söyledi:
“Bu dünyada kabul gören iki ekol olarak Japonya ve Singapur modelleri öne çıkmaktadır. Japonya ekolü suyun minimum kayıp ve yüksek teknoloji ile izlenebilir sonucu %2,5 gibi bir kayıp kaçak oranıyla yüksek bir başarı elde etmiştir.
Singapur modeli ise 1965 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra en büyük tehdit olan su ile varoluşsal bir savaş vermiş ve kullandığı suyun geri kazanımı ve yani tuzlu sudan arıtma konularında uzmanlaşmış ve su yönetimiyle örnek olmuştur.
Şu an içinden geçtiğimiz Orta Doğu savaş konjonktüründe ise tek bir kaynağa bağlı olmanın; güçlünün hukuku dünyasında ne kadar riskli ve geri dönülemez zararlara yol açtığı aşikâr olup, su arıtma tesisleri ve rezervleri stratejik hedefler arasında yer almaktadır. Biz Çanakkale Belediyesi olarak gerek susuzlukla mücadele gerekse kaynak çeşitliliği oluşturma adına ağ içi durumlarda kullanmak üzere su kuyuları açıyor ve bunları sistemimize entegre ediyoruz.
Rol model olarak Japonya ve Singapur'daki sistemleri inceliyor ve kendimize uygun olan yönlerini sistemlerimize dâhil ediyoruz. 2018 yıllarından beri kayıp kaçak oranını %50 oranlarındayız. Ancak son 2 yılda yaptığımız atılımlarla bunun %28'lerden %20.52'ye düşürerek Çanakkale'mizin koymuş olduğu 2033 hedeflerini 2025 yılı itibariyle geçmiş bulunmaktayız.
Yaşlanan altyapımızı gençleştiriyor, uzaktan izlenebilir ve yönetebilir hale getiriyoruz. Çanakkale'nin altyapısını dijitalleştiriyor ve uzaktan izleme sistemleriyle hatlarımızı analiz ediyoruz. Bir sonraki adımımız olan yapay zekâ destekli izleme analiz modellerini de 2028 yılı sonunda hizmete almak istiyoruz.
2025 yılında sadece bir bölgede yürüttüğümüz basınç kontrolü ve izleme çalışmalarında 46 milyon TL finansal kazanım ve 1.1 milyon metreküp su tasarrufu sağlanacak. Bunun gibi 3 yeni bölgeyi de 2025 yılı içerisinde kurduk. 2026 yılında da bu şekilde yeni bölge bölgelemeler yapmak istiyoruz.
Bu yaptığımız çalışmalar İller Bankası Genel Müdürlüğü, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü ve yurt dışındaki iller tarafından iyi uygulama örnekleri olarak diğer illere, sulama idarelerine ve bakanlıklara Çanakkale Belediyesi'nin yaptığı çalışmalar örnek olarak gösterilmektedir.
Atikhisar Barajı'nda 2024 yılında yaptığımız pompa ve yüzler soğuma yapısı ile tüm kent merkezini suyunun pompa ile basıldığı ilk çalışma olarak yerini almış ve susuzluk yaşayan illerde projemiz örnek proje olarak hayata geçirilmiştir. Artık daha zor merdivenleri çıkmak, daha zorlarını başarmak Çanakkale Belediyesi için önümüzdeki yıllarda da bir ilke olacaktır.
Bu yıl üniversitemizle birlikte başvurduğumuz TÜBİTAK projeleriyle inovasyonumuzu sürdürüyor; yeni fikirlerimizle yeni hibeler ve projeler için alan yaratıyoruz. Amacımız iklim dirençli örnek bir şehir yaratmak. Bugün burada toplandığımız bu yıl yeni ufuklara doğru dönüşsel adımlar, mavi döngünün sürdürülebildiği projesi Avrupa Birliği hibe desteği ile 1000 proje arasından seçilen 24 projeden biridir.
672.322 milyon TL'ye sahip bu proje Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı desteğiyle belediye başkanımız Sayın Muharrem Erkek'in katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Amacımız sürdürülebilir atık su yaklaşımıyla tarımın, yeşil alanların ve sanayimizi güçlendirirken mali yükleri azaltmayı, en stratejik kaynaklarımızdan biri olan suya uygun maliyetli sürekli erişimi garanti altına almayı hedefliyoruz.
Bu vizyonumuz ve Marmara Denizi üzerindeki çevresel baskının azaltılmasına da güçlü bir katkı sağlayacağız. Burada Saraycık Tarımsal Kalkınma Kooperatifine ve Saraycık köyümüze ülkemizde yeni ve çevre dostu bir kapıyı araladıkları için sizlerin huzurunda bir kez daha teşekkür ediyorum.
Bu teknolojinin haklarını yani Mor Şebekeyi 2025 yılından başlayarak 2026 yılında da devam eden yatırımlarla merkezde 3200 metre ve Güzelyalı’da 1500 metre olmak üzere hak imalatlarımızı gerçekleştiriyoruz. Güzelyalı yeniden kullanım suyu tesisimizin faaliyet belgesini aldık. Aynı zamanda fizibilite raporu Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca onaylanan ilk tesis oldu.
Amacımız kentin ve park ve rekreasyon alanının %30 ila %40'ını bu sistem ile sulayarak yılda yaklaşık 350.000 metreküplük su tasarrufu yapmaktır. Bunun parasal karşılığı ise yılda 15.000.000 liradır. Sanayi ve tarımsal sulamayı mor şebeke altyapısına kavuşturduğumuzda ise yılda yaklaşık 2.500.000 m3 suyu bu alanlarda kullanarak yıllık yaklaşık olarak 120.000.000 lira bir katkısı yaratacağız.
Tüm bu çalışmalarda bizi destekleyen, altyapıya yapılan yatırımları her fırsatta dile getiren Sayın Belediye Başkanımız Muharrem Erkek’e ve Başkan Yardımcımız Özleyiş Çetin'e ve gece gündüz demeden çalışan teknik ekibim ve emekçi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.”
Erkek “Çanakkale’nin geleceğine yatırım yapıyoruz”
Açılış konuşmalarına Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek’in konuşması ile devam edildi. Temiz ve kaliteli içilebilir su kaynaklarına ulaşmanın artık ülkemizde ve dünyada çok önemli bir mesele olduğunu belirten Başkan Erkek şunları söyledi:
“Çanakkale'de hep birlikte su yönetimine büyük önem veriyoruz. Göreve geldikten sonra Karacaören'de Sarıcaeli içme suyu depolarımızın inşasına başladık. İki tane 20.000 metreküp kapasiteli yeni su deposu inşa ediyoruz. Haziran ya da Temmuz ayında büyük olasılıkla tamamlanacak. Yaklaşık maliyeti belediyemize 150 milyon. Kayıp kaçakla etkin mücadele için 27 km hat döşedik. İçme suyu, yağmur suyu, atık su hatlarımızdan 27 km yeni hat döşedik ve kayıp kaçak oranımızı %20'lerin altına indirmeyi başardık. Türkiye ortalamasına göre çok iyi bir oran.
Onun dışında su yönetimi ile ilgili ciddi çalışmaları hep birlikte yürütüyoruz. Bu somut proje de çok önemli bir adım. Bu 27 kilometre dışında Mor Şebeke hattını da döşedik ve şu anda Güzelyalı’da rekreasyon alanlarımıza, parklarımıza bu suyu verebilecek durumdayız. Yani yarın başlayabiliriz.
Hibe ile beraber merkez tesisimize üniteler eklenerek Sarıcaeli ve çevresinde tarımsal sulamaya katkı sunacağız. Daha sonra organize sanayi bölgemizdeki sanayi tesislerine de su verebileceğiz. Arıtılmış suyun belli işlemlerden geçirilerek tekrar kullanılabilmesi oldukça önemli bir adım.
Bu süreçleri hayata geçirirken İl Çevre Müdürlüğümüzün de destekleri çok önemli. Ben İl Çevre Müdürlüğümüz nezdinde emek veren herkese de teşekkür ediyorum. Tüm çalışma arkadaşlarına, teknik ekibe çok teşekkür ediyorum.
Su yönetimi konusunda bunları ne için yapıyoruz? Hem tasarrufu arttırmak, hem arıtmanın kalitesini arttırmak, hem derinliği arttırmak ve tabii ki sürdürülebilir bir kent yönetimi için. Bugünü düşünmüyoruz. Kentin 20 yıl, 30 yıl sonrasını düşünüyoruz. Şimdi bir adım daha attık. Bu projeye de başladık. Merkez Atık Su Tesisimizin 2. kademe çalışmalarına da başladık. Kapasitesini arttırıyoruz. Çünkü birkaç yıl sonra belki artık atık su tesisi de Çanakkale için yeterli olmayacak. Ama bu çalışma tamamlanır tamamlanmaz artık önümüzdeki yıllarda atık su açısından da çok önemli bir noktaya geleceğiz. İki tane ileri biyolojik arıtma tesisi ile bölgede örnek belediyelerden biriyiz.
Çevre yönetiminde, katı atık yönetiminde tam lisanslı katı atık yönetim sistemini hayata geçiren Türkiye'de birkaç belediyeden biriyiz, bakanlıktan tam lisanslı olarak. Onun için bu çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz. Atık su arıtma testimizin kapasitesini arttırma, 2. kademe çalışmalarının maliyeti de yaklaşık belediyemize 250 milyon lira olacak ama bunlar görünmeyen yüksek maliyetli yatırımlar olsa da yapmalıyız.
20 yıl sonrasını, 30 yıl sonrasını düşündüğümüz için bu adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz. Bu projede emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımız, kanal müdürlüğümüze, teknik ekibe, çevre müdürlüğümüze, bakanlık yetkililerimize çok teşekkür ediyorum. Destek veren STK'larımızdan temsilcilerimize teşekkür ediyorum.
Bin proje arasında 24 projeye destek verdi Avrupa Birliği ve bakanlığımız. Bunlardan biri de bu projemiz oldu. Gerçekten Çanakkale'miz adına önemli.”
İnce “İklim politikaları artık sadece Ankara'da yazılan metinlerden ibaret olmayacak”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı Şube Müdürü Esra İnce de çalıştaya çevrim içi bağlandı. İnce, BLUREC projesinin bakanlık olarak ortaya koydukları vizyonun sahadaki güçlü bir yansıması olduğunu belirterek; şunları söyledi:
“Çünkü artık çok açık ve yadsınamaz bir gerçek var önümüzde. İklim değişikliği artık bir çevre meselesi olmanın çok ötesine geçti. Bu mesele kalkınmanın, üretimimizin, kentleşmenin, hatta yaşam biçimimizin yeniden tanımlanması meselesi oldu.
Ve yeni dönemde en kritik başlıklardan biri de sudur. Su artık yalnızca bir doğal kaynak değil, aslında stratejik bir güç, ekonomik bir değer ve geleceğini de belirleyicisi. Biliyorsunuz Türkiye su sıkıntısı yaşayan bir ülke. Bu gerçeği artık görmezden gelmek lüksümüz de kalmadı. Tam tersine bu gerçeği hep beraber doğru okuyup, doğru politikalarla, doğru yatırımlarla ve doğru uygulamalarla yönetmek zorundayız.
İşte tam da bu proje buna katkı sağlanacak bir proje olacaktır. Proje ile arıtılmış atık sularının yeniden kullanılmasıyla bir yandan su kaynaklarımız üzerindeki baskının azaltılmasına katkı sağlanırken diğer yandan tarımsal üretimimizin sürekliliği ile güvence altına alınmış olacak. Bu yaklaşım aslında sadece teknik bir çözüm değil, aynı zamanda güçlü bir zihniyet dönüşümünü de beraber getirilecek.
Biliyorsunuz ülkemizde artık bugün iklim politikalarında da yeni bir çığır açtı. Geçen yaz yürürlüğe giren 7552 sayılı iklim kanunu ile birlikte yerel iklim değişikliği eğilim planlarının 81 il ve bakanlık koordinasyonunda hazırlanması zorunlu hale geldi. Bu sıradan bir düzenleme değil.
Bu aslında Türkiye'nin iklim değişikliği ile mücadelesinde bir net şekilde ortaya koyduğu önemli bir adım. Bu adım bize şunu da söylüyor; İklim politikaları artık sadece Ankara'da yazılan metinlerden ibaret olmayacak. İklim politikaları tam tersine sahalarda uygulanacak. Kentlerimizde hissedilecek ve toplumumuzun her kesimine dokunacak. Çünkü etkiler yerelde ortaya çıkıyor ve çözümde ancak yerel güçlü olursa bir anlam kazanacak.
Bu nedenle de yerel metinler artık mücadelenin merkezinde yer alacak. Yerel metinlerimizde kapasitesi, vizyonu, uygulanabilirliği tam olarak yeni dönemin temsil etmek bence. Şanlıurfa Belediyesi'nin öncülüğünde hayata geçirilen bu çalışma yerel geliştirilen uygulanabilir aynı zamanda Türkiye genelinde de yayılabilecek güçlü bir model ortaya konacaktır.
Ve şunu özellikle vurgulamak isterim. Bu proje sadece bir atıksu projesi değil, aynı zamanda bir yönetim modeli. Yani bir işbirliği modeli, bir dönüşüm modeli. Çiftçiden yerel yönetime, kooperatiflerden kamu kurumlarına kadar tüm paydaşların sürece dâhil olması, iklim mücadelemizin artık ortak akılda başarıya ulaşabileceğinin en net göstergesi olacaktır.
Bu proje aynı zamanda güçlü bir uluslararası iş birliğinin de ürünü. Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ortak finansmanıyla hayata geçirilen bu program iklim değişikliği ile ilgili küresel sıkıntıların ancak birlikte hareket ederek düzdürebileceğini bir kez daha gösterecek bizlere. Ben burada ortaya çıkan bu modelin yalnızca Çanakkale ile sınırlı kalmayacağına, ülkemizin dört bir yanına ilham vereceğine yürekten inanıyorum.
İklim değişikliği başkanlığı olarak bizler de bu sürecin her aşamasında yerel yönetimlerimizin yanında olmayı, iyi uygulamalarını desteklemeyi ve yaygınlaştırmayı kararlılıkla devam ettirmeyi sürdüreceğiz. Emeği geçen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.”
Vali Toraman “Türkiye su konusunda fakir mahallenin zengini konumunda”
Kürsüye son olarak çıkan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, iklim değişikliği başlığı altında toplanabilecek ve pek çoğu olumsuz olan gelişmelerin baş sorumlusunun insan olduğunu; dolayısıyla çözüm üretecek olanın da insanoğlu olduğunu belirterek; hadiseler karşısında aktif bir tutum takınmanın, eyleme geçme gerekliliğinin önemini vurguladı.
Vali Toraman konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“Yaşananlar doğal süreçlerdir, oturup düşünülmesi, üzerine çözüm üretilmesi gereken hadiselerdir.
Kaynakların sınırlılığı her geçen gün artıyor ve Türkiye su konusunda aslında bir benzetmeyle “fakir mahallenin zengini” konumunda. Aslında su zengini bir ülke değiliz, su stresi yaşayan bir ülkeyiz.
Bunu her geçen gün hayatımızda daha da fazla yaşıyoruz, tecrübe ediyoruz. Pek çok kentimizde maalesef geçen yaz döneminde özellikle ciddi su kesintilerine gitmek mecburiyet hâsıl oldu. Çok şükür Çanakkale o noktaya ulaşmadı ama bu olmayacağı manasına gelmiyor. Dolayısıyla kaynakları doğru yönetmek lazım ve akılcı yönetmek lazım.
Bir defa sınırlı olduğunu bilmemiz gerekir ve gittikçe azalma eğiliminde olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. O halde artan nüfusu da dikkate aldığımızda, artan iktisadi faaliyetleri dikkate aldığımızda suya olan talebi doğru yönetmek gerekiyor. Bunları birer doğal kaynak olmanın artık ötesinde görmemiz lazım.
Çok yönlü yaklaşmamız gerekiyor. Bu kaynaklardan maksimum verimi almamız gerekiyor. Su artık eskisi gibi kullanılıp, tüketilip daha sonra tekrar doğaya salınacak bir kaynak olma özelliği aşamasını geçti. Dolayısıyla atık yönetimi artık vazgeçilmez bir kaynak yönetimi. 1987 yılında okuduğum fakültenin Kent Yaşamı Dersi Hocamız Ruşen Keleş hocam Almanya'da üniversitede müşterekten bir ortak bir panel ya da sempozyum düzenledi. O faaliyete katıldığımızda Almanya’daki katı atık yönetimini anlatıyorlardı. Çöpler evden toplanıyor, bir yerde biriktiriliyor ve bu ayrıştırılıyor, ekonomiye geri dönüyor diye. O günün tarihi itibariyle bana çok uçuk gelmişti açık söyleyeyim. Bu o kadar büyük bir ekonomik değer mi diye çok şaşırmıştık. Çünkü hem zihnen hem de fiziken bunun çok uzağındaydık. Ama bugün gelinen noktada bunun bir değer olduğunu ve atığın yönetilmesi gerektiğini kabul etmiş ve bu alanda bir hayli mesafe kat etmiş durumdayız.
Şimdi atık suyu doğrudan tabiata, denizlere, nehirlere, derelere deşarj yerine yeniden belli prosedürlerden sonra ikinci, üçüncül kullanımları çok artık hayati noktaya geldi. Bu konu nüfusun yoğun olduğu kentler tabii ki öncelikli ama aslında hane bazında dahi bunu dikkate almak gerekiyor.
Hepimize düşen sorumluluklar var. Çanakkale, bu konuda öncü bir projede yer aldığı için özellikle Çanakkale Belediyesini tebrik ediyorum. Bin tane muadil proje içerisinde yarışıp, desteğe hak kazanmak büyük bir başarı. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Ancak Çanakkale’nin bir başka problemi var. Atık sudan bahsetmişken bundan da bahsetmek isterim. Katı Atık. Maalesef katı atık örgütlenme modelimizi gözden geçirmemiz lazım. Çanakkale’de dört tane katı atık birliği var. Yaptığımız çalışmalarda merkezdeki katı atık birliğini bir kenara bırakırsanız, geri kalan üç tane katı atık birliği atık yönetimini yapamıyor, vahşi depolama yapıyorlar.
Bu üç katı atık birliğinin doğal üyesi olarak İl Özel İdaresi adına bize düşen neyse, maddi manevi üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğimizi ve ifade etmek istiyorum. Ancak yerel yönetimler de şunu dikkate almalı; bu konu ile ilgili bütçe kısıtlılığı karşımıza çıkıyor fakat bu bir asli vazife.
Yani yerel yönetimlerin sorumluluklarını yukarıdan aşağıya yazdığınızda en üstte yazılacak vazifelerinden biri bu atık yönetimi. Dolayısıyla bunun finansmanının önceliklendirilmesi gerekiyor. Tercihlerinizi o yönde kullanacaksınız. Tali fonksiyonlara kaynak ayırıp; ana fonksiyonlarınızı ‘kaynak yok’ deyip kenarda kalamazsınız. Bu iradeyi göstermek gerekiyor bu birincisi.
İkincisi de tam da bu projeye tekabül ediyor. Ek kaynak getirilmesi gerekiyor. Ek finansman yollarına yoğunlaşmanız gerekiyor. Çaba harcamanız gerekiyor. Durdukça kimse size para vermez. Fikir ortaya atacaksınız, projelendireceksiniz, sunacaksınız, ikna edeceksiniz, siz de destek vereceksiniz ve o ek finansmana erişeceksiniz.
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Kalkınma Ajanslarının çevre yönetimi gibi konulara çok desteği var. Ben o yüzden bu projeyi çok önemsiyorum. Başlangıç olduğu için de ayrıca proje ekibini tebrik ediyorum. Örnek olmasını diliyorum.
Bizim sorumluluklarımızı öteleme, erteleme şansımız yok. Bakın Türkiye aslında bu konuda zihni olarak çok önemli mesafeler kat etti.
İdari teşkilat olarak da kapasitesini çok geliştirecek. Merkezi hükümet merkezinden ve yerel yönetim merkezinden. Bakın 2017 yılından beri ortaya attığımız bir sıfır atık modeli var. Sıfır atık anlayışı var. Bu bütün dünya kamuoyu tarafından kabul gördü. Benimsendi, desteklendi. Dolayısıyla bu amaca yönelik faaliyetlerimizi daha da arttırmamız gerekiyor.
“Çanakkale’nin kırsalını çöplüğe çevirmişiz”
Bunun için her türlü iş becerilerimizle, her türlü katkıya hazır olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum. Maalesef Çanakkale'nin kırsalını çöplüğe çevirmişiz. Şimdi bir tarafta vahşi depolama yaptığımızda zannediyoruz ki o çöp orada duruyor. Hayır, orada durmuyor. Rüzgârla beraber bütün her tarafta inanın Çanakkale'nin ormanları kırsalında yürüyün her tarafında çöplerle karşılaşılır.
Yağmurla beraber oradan sızan sular derelere, derelerden nehirlere ve nihayet denize ulaşıyor. Geçen ben bir paylaşım yaptım. Sağ olsun Belediye Başkanımız müdahale etti. Lodosla beraber deniz bütün çöpümüzü bize iade etti. Çöp sahibine geri döndü. Çünkü biz ona ne yaptıysak o iade etti. Dolayısıyla bize dedi ki "Çöpümüze sahip çıkın."
Bizim çöpümüze sahip çıkmamız lazım. Ne dereler, ne denizler, ne de ormanlar ve kırsal alan çöp değil. Evden başlayarak en son nihayetine kadar, bertaraf tesisine kadar çöpümüze sahip çıkmamız lazım. Atığımıza sahip çıkmamız lazım. Katı atıktan bahsettim ama aynı şey işte su için geçerli. Bu güzel proje için, bu örnek proje için tekrar bütün emeği geçenleri tebrik ediyor, saygılar sunuyorum.”
BLUREC Projesinin tanıtım videosunun gösterimi sonrasında Çalıştay, Çanakkale Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürü Doruk Özdemir ile İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu’nun katıldığı İklim Değişikliği Uyumunda Atıksu Yönetimi konulu ilk panel oturumu ile devam etti.
(HADİYE AYŞE İRİM)