Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Çanakkale Şubesi tarafından 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılının başlaması sebebiyle bugün Cumhuriyet Meydanında bir basın açıklaması düzenlendi.
Atatürk Anıtına dernek çelenginin takdimi, saygı duruşu ve İstiklâl Marşının okunmasının ardından Atatürk Anıtına çiçek bırakan genç öğretmen Kübra Yıldırım tarafından, Yüksel Özdemir tarafından yazılan Başöğretmen isimli şiir seslendirildi.
Şiirin okunmasının ardından kürsüye gelen Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Çanakkale Şubesi Başkanı Yüksel Özdemir, YKKED Genel Merkezi ve Şubeleri adına hazırlanan açıklamayı okudu.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“2026-2027 Eğitim- Öğretim yılı bu kez de öğretmenlerimiz, çocuklarımız, velilerimiz için umutla ve coşkuyla başlayamıyor. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı aldığı kararlarla, çıkardığı genelgelerle, yaptığı açıklamalarla yeni dönemin yeni sorunlara gebe olduğunu işaret ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 19 Ağustos 2026’da yayımlanan son genelgesinde; “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bütüncül ruhuna uygun olarak evlatlarımızın hiçbir ayrım gözetilmeksizin, anayasal vatandaşlık anlayışı ve eşitlik ilkesi temelinde, milli birlik ve beraberliğimize, vatanına ve kardeşlik hukukuna sahip çıkacak şuurda yetiştirilmeleri mutlak surette sağlanacaktır.” ifadeleri yer almaktadır.
Bizler, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nde herhangi bir bütüncül ruh ya da eşitlik ilkesini göremiyoruz. Onca eleştiriden sonra hala geri adım atmadan eğitim sisteminin tamamına yerleştirmeyi hedeflediğiniz ve uygulamaya başladığınız bu modeli herhangi bir eşitsizliği düzeltmeye niyetli ya da yeterli görmüyor ve Milli Eğitim Bakanı’na sürekli yönelttiğimiz soruları bir kez daha soruyoruz:
*Özel okullarda okuyan çocuklarla, karnını doyuramadığımız çocukların aynı sınavlarda yarışmaları mı eşitlik?
*MESEM uygulamalarında patronlara ucuz iş gücü yaptığınız, iş kazalarında kaybettiğimiz gençlerimizle, yurt dışında okuttuğunuz çocuklarınız arasında mı eşitlik?
*Üniversite mezunu gençlerimiz arasında iş bulmakta yaşanan yandaşa torpil gerçeği mi eşitlik?
*Öğretmen ve yönetici atamalarında yandaş sendika üyelerine öncelik verilmesi mi eşitlik?
Eşitsizlikler bu kadar net yaşanırken, genelgede üzerine basa basa eşitlik ilkesinden söz etmek inandırıcı olmaktan çok uzaktır.
Siyasi yandaşlıkla hazırlanmış, ülkenin geleceğini çıkmaz bir sokağa doğru sürükleyen zaten uygulanmakta olan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nde eğitimin içeriğine dokunulmamış, dış görüntünün düzenlemesi öne çıkarılmıştır. Hazırlanan genelgede de aynı yol izlenerek; öğretmenin önlüğü, veli randevuları, güvenlik önlemleri, telefonsuz girilecek dersler ve benzeri konulardan eğitimin içeriğine ilişkin herhangi bir konuya değinilmemiştir.
Oysa olması gereken; çocuklarımızı çağın gerektirdiği teknolojik olarak donanmış, laik, demokratik, bilimsel, kamusal ve karma eğitimle geleceğe hazırlama hedefleridir. Bu hedeflerden uzak her türlü yapılanmaya itirazımız var. Ayrıca son günlerde yeniden ısıtılıp yandaş basında ve sosyal medyada dillendirilen karma eğitime son verilmesi haberlerine de itirazımız var. Diyoruz ki; evde, okulda, iş yerinde, sokakta, pazarda, tarlada, fabrikada yaşamın her alanında hep birlikte olduğumuz, toplumu oluşturan kadın-erkek bireyleri daha çocuk yaşta ayırmak insanın doğasına aykırıdır. Bu nedenle karma eğitimden uzaklaştıran her kararın yok hükmünde olduğunu ve uygulanmasına itirazımız olduğunu da ifade ediyoruz.
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği olarak; “Türk Vatanın dağlarında, bayırlarında ve kırlarında, hatta en ücra yerlerinde kendi kendine açıp solan çiçek bırakmayacağız” diyerek ülkenin bütün çocuklarını kucaklayan, onlar için eğitimde fırsat eşitliği yaratan Köy Enstitülerini kuran, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in ve “Eğitim; toplumsal değişimi, devrimsel süreci hızlandırmalı, kimsenin sömürülmediği, kişinin yeteneğine göre kişiliğini geliştirebileceği bir mesleği kolayca edinebileceği, bilinçlenmiş bireylerin haklarını savunabilmek için özgürce örgütlenebilecekleri, egemenliğin halkta olduğu, uygar, varlıklı, mutlu bir toplumun yaratılmasına hizmet edecek bir araç olarak kullanılmalıdır” diyen Köy Enstitülerinin kuramcısı ve uygulayıcısı dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un yolunda yürüyenleriz.
Laik, bilimsel ve çağdaş eğitimden uzak bu uygulamalarla, çocuklarımızı geleceğe hazırlama hedefinden sapmış, soran, sorgulayan, düşüncesini özgürce savunamayan bir toplum yaratma düşü kuranlara karşı sessiz kalmayacağız.”
(HADİYE AYŞE İRİM)