yandexmetrikacounter
“Eğitimde tasarruf değil, geleceğe yatırım | Çanakkale Olay

“Eğitimde tasarruf değil, geleceğe yatırım istiyoruz”

CHP Çanakkale Merkez İlçe Eğitim Komisyonu tarafından sendika ve derneklerle birlikte hazırlanan Eğitim Raporu ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlendi. Raporda Türkiye'nin dört bir yanında eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler büyük sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtilerek, “Eğitimde tasarruf değil, geleceğe yatırım istiyoruz.” denildi.

122

Bugün saat 13.00’te Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Binasında Eğitim Öğretim Yılı sonu sebebiyle Çanakkale Merkez İlçe Eğitim Komisyonunun sendika ve derneklerle birlikte hazırladığı “Eğitim Raporu” ve Yıl Sonu Eğitim Öğretim sisteminin değerlendirilmesi hususunda basın açıklaması gerçekleştirildi.

Açıklamaya CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, CHP Çanakkale İl Başkanı Levent Gürbüz, CHP Merkez İlçe Başkanı İbrahim Can Ergun, CHP Çanakkale Merkez İlçe Eğitim Komisyonu üyeleri ile sendika ve dernek temsilcileri katıldı.

CHP Çanakkale Merkez İlçe Başkanı İbrahim Can Ergun tarafından okunan basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“ÖĞRETMENİNE DEĞER VERMEYEN BİR ÜLKE, GELECEĞİNE SAHİP ÇIKAMAZ

2025-2026 eğitim öğretim yılını geride bırakırken, her geçen yıl olduğu gibi tek adam rejiminin yarattığı eğitim anlayışı da öğretmenini, öğrencisini, velisini, kısacası milletini geride bırakıp toplumu geleceksizleştirmeye devam ediyor. Eğitimde yaşanan sorunlar artık münferit değil, sistematik hale gelmiştir. Bilimden uzaklaşan, liyakati yok sayan, fırsat eşitliğini her geçen gün daha da aşındıran bu anlayış, çocuklarımızın geleceğini, öğretmenlerimizin emeğini ve ülkemizin yarınlarını tehdit etmektedir.

Bugün, Türkiye'nin dört bir yanında eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler büyük sorunlarla karşı karşıyadır. Son günlerde Ankara'da özel sektör öğretmenlerinin insanca çalışma koşulları ve güvenceli çalışma hakkı için yürüttükleri mücadeleyi, atanamayan öğretmenlerin yıllardır süren adalet arayışını dikkatle takip ediyoruz.

Bir ülkenin öğretmenleri meydanlarda hak arıyorsa, genç öğretmenler yıllarca emek verdikleri halde mesleklerini yapamıyorsa, burada bireysel değil yapısal bir sorun vardır. Eğitim sisteminin temel taşı olan öğretmenlerimizin ekonomik güvencesizlikle karşı karşıya bırakılması kabul edilemez.

Öte yandan son dönemde öğretmenlere yönelik artan şiddet olayları geleceğe dair endişelerimizi daha da arttırıyor. Öğretmene uzanan el; bilime, eğitime, Cumhuriyetin aydınlanma idealine ve ülkemizin geleceğine uzanmış demektir. Eğitim kurumlarında güvenli çalışma ortamlarının sağlanması ve öğretmenlik mesleğinin itibarının korunması devletin en temel görevlerinden biridir.

Eğitim, bir ülkenin geleceğini şekillendiren en temel kamu hizmetidir. Ancak bugün Türkiye'de eğitim sistemi ekonomik, yapısal ve yönetsel sorunlar nedeniyle ciddi bir kriz yaşamaktadır. Eğitimde fırsat eşitliği her geçen gün daha fazla zedelenmekte, öğrencilerimiz ve ailelerimiz ağır ekonomik yükler altında bırakılmaktadır. Nitelikli, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışı giderek aşınmaktadır.

Devlet okullarında dahi kırtasiye giderleri, temizlik malzemeleri, servis ücretleri ve beslenme masrafları aile bütçelerinde ciddi yük oluşturmaktadır. Ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde çocuklarımızın eğitim hakkı ailelerin gelir durumuna göre şekillenmemelidir. Eğitime erişim herkes için eşit ve ulaşılabilir olmak zorundadır.

Birçok okulda sabun, tuvalet kağıdı, kağıt havlu ve temizlik malzemeleri gibi en temel ihtiyaçların dahi karşılanmasında sorunlar yaşanmaktadır. Çocuklarımızın sağlıklı, güvenli ve çağdaş eğitim ortamlarında yetişmesi gerekirken okullarımız kaynak yetersizliğiyle mücadele etmektedir.

Eğitim sisteminde sık sık değiştirilen müfredat ve sınav uygulamaları öğrencileri, velileri ve eğitim emekçilerini sürekli bir belirsizliğe sürüklemektedir. Bilimsel temelden uzak, günübirlik kararlarla şekillenen eğitim politikaları gençlerimizin geleceğe güvenle bakmasını engellemektedir.

Sınav sistemine duyulan güvensizlik nedeniyle özel ders ve kurslara bağımlılık artmakta, eğitimde fırsat eşitsizliği daha da büyümektedir. Kamusal eğitimin güçlü olduğu bir ülkede öğrenciler başarıya ulaşmak için ek mali yüklerin altına girmek zorunda kalmamalıdır.

Üniversiteler bilimsel üretimin, özgür düşüncenin ve liyakatin merkezleri olması gerekirken; gençlerimiz diplomalarının geleceğine ilişkin kaygı duymaktadır. Eğitim ile istihdam arasındaki bağ giderek zayıflamakta, genç işsizliği artmakta, nitelikli insan gücü ülkemizden uzaklaşmaktadır. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin sayısındaki artış ise ülkemizin geleceği açısından ciddi bir alarmdır.

Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında hayata geçirilen eğitim devrimi ve Köy Enstitülerinin üretim odaklı, bilimsel, katılımcı ve özgürleştirici anlayışı bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır.

Türkiye'nin ihtiyacı; çocuklarını ezberle değil düşünmeyle, korkuyla değil özgüvenle, bağımlılıkla değil üretimle buluşturan bir eğitim sistemidir.

Bizler; nitelikli, bilimsel, laik, kamusal ve erişilebilir eğitimin yalnızca öğrencilerin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğinin de güvencesi olduğuna inanıyoruz.

Çağrımız nettir:

Öğretmenlerimizin hakları korunmalıdır.

Atanamayan öğretmen sorunu kalıcı biçimde çözülmelidir.

Öğretmene yönelik şiddete karşı caydırıcı önlemler alınmalıdır.

Okulların tüm temel ihtiyaçları merkezi bütçeden karşılanmalıdır.

Eğitimde fırsat eşitliği güçlendirilmelidir.

Liyakat esas alınmalı, bilimsel eğitim politikaları hayata geçirilmelidir.

Çünkü eğitimde kaybedilen her gün, ülkemizin geleceğinden eksilen bir gündür.

Eğitimde tasarruf değil, geleceğe yatırım istiyoruz.”

Ergun’un ardından söz alan CHP Çanakkale Milletvekili ve TBMM Milli Eğitim Komisyonu Üyesi İsmet Güneşhan ise özel sektörde çalışan ve mülakat mağduru öğretmenlerin sorunlarına dikkat çekti.

(HADİYE AYŞE İRİM)
Paylaş