yandexmetrikacounter
Tıp Bayramı’nın 199. Yılında Çanakkale'de H | Çanakkale Olay

Tıp Bayramı’nın 199. Yılında Çanakkale'de Hekimlere Kıdem Plaketi

14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen etkinlikte, meslekte 25, 40 ve 50’nci yılını dolduran hekimlere plaket takdim edildi. Etkinlikte konuşan Çanakkale Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Mirici, 14 Mart’ın hem hekimlik hem vatanseverlik simgesi olduğunu hatırlattı.

136

Çanakkale Tabip Odası 199. Tıp Haftası ve 14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle bugün Çanakkale Belediyesi Nikâh Salonu’nda bir etkinlik düzenledi.

Meslekte 25’inci ve 40’ıncı yıllarını dolduran hekimlere Hizmet Plaketi verilmesi amacıyla düzenlenen etkinlikte plaket töreni öncesinde Çanakkale Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Arzu Mirici, bir konuşma yaptı.

119698_wuciwug_f7f05683_tip-bayrami-nin.jpeg

“14 Mart 1827'de tıp eğitimi modern olarak verilmeye başlanıyor. Bundan önce saray hekimleri, saray hekim başları var. Ve onlardan biri Mustafa Behçet Bey, tıp eğitiminin modern olarak yapılmasını gerektiğine dair bir ihtiyacı ortaya koyuyor.

Tabii o yıllarda bu Tulumbacıbaşı Konağı, Şehzadebaşı semtinde İstanbul'un bugünkü Saraçhane Meydanı'nın hemen gerisinde bilenler için İstanbul Üniversitesi'nin Fen Fakültesi civarında bir bina burası. Burada Tıp eğitimine başlanıyor ve Mustafa Behçet, Osmanlı Sarayı'nın da hekimbaşı o sıralar.

Ama tahmin edebileceği gibi o yıllarda pek çok şeyde olduğu da ordunun ihtiyacı ile ilgili, askeri ihtiyaç nedeniyle bu yola başvuruluyor. Ve bu bir askeri eğitim kurumu olarak başlıyor.

O nedenledir ki askerlerin içerisinden tıp eğitimi alacak olanları seçiyorlar ve bir ödeme yapıyorlar onlara 20 kuruş gibi. Öğretim üyelerinin bugünkü deyimle eğitimcilerin de bir ücreti var.

1919’da bir grup tıp öğrencisi, İstanbul işgal altındayken işgali protesto etmek için toplanıyor. Neden toplantınız diye kendilerine sorulduğunda 1827’deki tıp eğitiminin başlama yıldönümünü kutlamak için bugünü seçtik diyorlar ve Tıp Bayramı bu noktada şekilleniyor.

14 Mart hem hekimliğin hem vatanseverliğin bir simgesi olarak kabul edilmeli ve Milli Mücadelemiz, Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili de ilişkisi göz ardı edilmemeli.

Türkiye'de örgütlenme modeli bizim meslektaşlarımız, eski kahramanlarımız yakın geçmişe kadar Türk Tabipleri Birliği hekimlerinin özlük haklarıyla alakalı çok fazla çalışma yürütürken; son 5-6 yıldır sendikalaşmayla tanıştık hekimler olarak.

Bugüne kadar hekimler sendikalaşmaya pek de ihtiyaç hissetmemişler. Ancak bugün de var olan sendikaların çok az bir bölümümüzü dâhil ettiğini görüyoruz. Türkiye’de 220 bin’ler civarında olan hekim sayısının yaklaşık 50 bini, dolayısıyla 4’te birinden bile azı sendikalı.

Türk Tabipleri Birliği'ne bakacak olursak 1953 yılında bir kamu kuruluşu niteliğinde kurulan bir meslek odası. Az önce de konuşuyorduk. Genel dernek yasa ve mevzuatlarına göre son derece zor aşamaları olan bir yapı. Neden Tabip Odası'na üye olmalıyız? Niye bu kadar azız? Çanakkale genelinde 1500 hekimle birlikte olmamıza rağmen sadece 500'ü tabip odasının üyesi.

Evet, bizim de söyleyecek bir sözümüz var ve ‘daha iyi hekimlik yapabilmek için başka ne yapabiliriz’in peşinde olan bir organizasyon, bir meslek odası Türk Tabipleri Birliği. Türk Tabipleri Birliği'nin hekimlerin özlük hakları ile ilgili çalışmalarının yanında aslında pek az kişinin bildiği birkaç çalışmasından bahsetmek istiyorum.

Bunların en önemlisi Türkiye'deki uzmanlık eğitimi. Türkiye’deki uzmanlık eğitiminin standartlarını oluşturan kurum; Türk Tabipler Birliği. Tabii ki onun içinde yüzlerce meslektaşımız, akademisyen, eğitici görev aldılar. Standartları hazırladılar. Yeterlilik kurulları adı altında işler yaptılar ve bugün 2022'de son halini bulan; Sağlık Bakanlığımız tarafından yürütülen tıpta uzmanlıkla alakalı süreçlerin de çekirdeğini, nüvesini oluşturdular. Onların hazırladığı çizelgeler çerçevesinde değişiklikler yaparak bu işi resmi anlamda Sağlık Bakanlığı aldı. Ancak yine Türk Tabipler Birliği içerisinde uzmanlık dernekleri ile ilgili çalışmalar devam ediyor.

Tabipler Birliği, Türkiye Eczacılar Birliği ile birlikte yapılmış ortak bir çalışma olan ve elektronik ortamda kendi hesabınızı oluşturabileceğiniz piyasada var olan pek çok müstahsil ilaç ve benzeri ürünlerin bilgilerini içeren bir uygulamayı da çalışmaları arasında kattı.

119698_wuciwug_84dea472_tip-bayrami-nin.jpeg

Son yıllarda sağlık çalışanlarına, hekime karşı şiddetin kabul edilemez bir şekilde artmakta olduğunu birçok kereler ifade ettik.

Tabipler Birliği bununla ilgili neler yapılması gerektiği, nasıl bir hareket ile karşı konulması gerektiği, böyle istenmeyen bir durum olursa nasıl davranılacağı ile ilgili kurslar, bilgilendirme toplantıları ve telefonlarda bazı uygulamaları da çalışmalar arasına kattılar.

Şimdi Türkiye'de sağlık sorunlarından bahsetmeden geçmek mümkün değil. Artık bugün dilimize pelesenk oldu. En temel sağlık sorunumuz kronik hastalıklar. Hastalıkların ölüme neden olma açısından %90'ını oluşturuyor. Sağlık harcamaları açısından da 4'te 3'ünü, %75'ini paranın buralara harcıyoruz. Ve resmi infografiklere ilave olarak yaklaşık bunun 4-5 katı kadar da bir alternatif tıp pazarı var. Ve bunların hepsini de Türk Cumhuriyet Sağlık Bakanlığı'nın yönetmesi gerekiyor. Kiminle? Elindeki sağlık çalışanlarıyla. Bunun dışında bütün bu kronik hastalıkların yaşam tarzı ile ilişkisi olduğundan yola çıkarak bunlara yönelik faaliyetlerde bulunmak gerekiyor. Ama bunları yaparken de çalışanın yükünü ileri derecede arttıran bu kaosu da iyi yönetmek gerekiyor.

Gerçekten sağlık sisteminin sorunları arasında hekimlerin iş yükünün artmış olması, bununla ilişkili olarak tükenmişlik içinde olmaları, randevuyla konuşma ve bütün bunların bir çıktısı olarak da sağlık sistemimize yansıyan olumsuzluklar karşımızda dağ gibi duruyor.

Aslında bu toplumun tamamının geç tanı koyma, tam tedaviye ulaşamama, özellikle ölümcül hastalıklarda ve kronik hastalıklarda erken ölüm tabir ettiğimiz beklenen yaşam süresini tamamlayamama ve çok yüksek sağlık harcamaları yanında yine çok yüksek iş gücü kayıpları demektir. Yani sadece bir doktorun para kazanmasıyla alakalı basit bir konu değil, toplum sağlığının tamamını ilgilendiren bir konu. Bunu nasıl yapmaya çalışıyoruz? Daha çok doktora git, doktor da daha çok hasta baksın mantığıyla. 2024 yılından bir rakam bu. Ülkemizde 1 milyardan fazla hatta son rakam 1.220.000.000 olarak geldi.

85 milyonluk ülkemizde bir kişinin 14-15 defa hastaneye, sağlık yardımına, başvurmasıyla alakalı bir rakam bu. Bunun kabul edilebilirliği, hekimin bu rakamı kaldırabilmesi mümkün değil.

Bireysel olarak büyük bir çaba içinde olan meslektaşlarım, o kişilerle tümüyle bir diyalog kurmayı becerse bile buradan kaliteli bir sağlık hizmetinin çıkması da söz konusu değil. Eğer siz bu sene 14 kez doktora gitmediyseniz komşunuzun 28 kez gitmesi gerektiğini de basit bir hesapla görmek mümkün.

Sonuç itibariyle sağlıktaki bu daha çok hasta bakılsın, artan bir hasta yükü olsun ama sabit bir hekim sayısı olsun yöntemini kaldırmak mümkün değil. Bunu sağlık sisteminde baskı modeli tabir ediyoruz.

Bu kaos devam ederken peki ne yapmalıyız diye bakıldığında Türkiye'de ölüm nedenlerinin bu kronik hastalıklara ve yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilecek kronik hastalıklara bağlı olduğunu anlasak daha derinlikli, daha çok katmanlı bir sağlık hizmetine ihtiyacımız olduğu, başka bir sağlık sistemine geçmek gerektiğini anlıyoruz.

Ve bu da koruyucu hekimlik pratiğinin her dört aşamasında da daha çok faaliyet göstermemizi gerektiriyor. Bu sadece hekimlerin, sadece sağlık çalışanının üstüne yüklenerek tamamlanabilecek bir görev değil. Ciddi bir organizasyon değişikliği gerektiren bir durum. Sonuç itibariyle daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyacımız var.

Nice 14 Mart'lara demek istiyorum. Ve hekim mesleğini bugüne kadar büyük bir gayret, emek ve sabırla gerçekleştiren meslektaşlarıma da saygılarımı sunuyorum.”

Prof. Dr. Mirici’nin konuşmasının ardından meslekte 40 ve 25. yıllarını dolduran hekimlere hizmet plaketleri takdim edildi.

50. YIL PLAKETİ (1976 MEZUNU)

1- Dr. GÜLÇİN ÖZAY

40. YIL PLAKETİ ALAN DOKTORLAR (1986 MEZUNU)

1- Dr. HALİL YALÇIN TARTAR

2-Dr. DÖMER FARUK MUTAN

3- Dr. VEDAT REKA

4- Dr. KASIM ŞİMŞEK

5- Dr. YUSUF BİRGÜL

6- Dr. MUSTAFA ZEKİ KESKİN

7- Dr. RECEP ÖZKAN

8- Dr. ESRA ÇAKMAKLI

9-Dr. ABDURRAHİM GÜÇLÜ

25.YIL PLAKETİ ALAN DOKTORLAR (2001 YILI MEZUNU)

1-Dr. İREM ŞENYUVA

2- Dr. EROL ULUDERE

3-Dr. AYŞIN ŞENER

4- Dr. BEKİR ÖZGÜR SARAÇOĞLU

5- Dr. COŞKUN ZATERİ

6- Dr. AHMET YATIR

7-Dr. SEVGÜL DAYAR KIRILMAZ

8-Dr. YEŞİM TEKİN

9-Dr. OĞUZ GÜÇLÜ

10-Dr. EZCAN YALÇINER

11- Dr. GÜNGÖR ASLANTÜRK

Etkinlik toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Fotoğraf: Eylül Koçak

(HADİYE AYŞE İRİM)
Paylaş