yandexmetrikacounter
EMEĞİN SOSYOLOJİSİ: ALIN TERİNDEN GÖNÜL TER | Çanakkale Olay
Mine Kandaz

info@ozugurdanismanlik.com

EMEĞİN SOSYOLOJİSİ: ALIN TERİNDEN GÖNÜL TERİNE 1 MAYIS

Sosyolog/Aile Danışmanı
102

Değerli Çanakkale Olay Gazetesi okurları,

Bu hafta sonuna doğru takvimler 1 Mayıs’ı gösterirken, sokaklarda yankılanan dayanışma seslerini sadece ekonomik bir talebin ötesinde, insanın varoluşsal bir çabası olarak okumak gerekiyor. Bir sosyolog ve aile danışmanı olarak baktığımda; emek, sadece bir maaş karşılığı yapılan fiziksel aktivite değil, insanın kendini gerçekleştirme ve topluma tutunma biçimidir. Burada bir dipnot olarak şunu da söylemeliyim ki, emeğin karşılığının doğru ve yeterli bir şekilde verilmesi de en önemli haklardan bir tanesidir ve hiçbir emek üreticisi bu konuda mağdur edilmemelidir.

Toplumsal Bir Bağ Olarak Emek

Sosyolojik açıdan emek, toplumu bir arada tutan en güçlü çimentodur. Bizler, bir başkasının emeği sayesinde güvenle uyuyor, fırından sıcak ekmeğimizi alıyor ve şehirlerimizde yaşıyoruz. Birbirimize sunduğumuz emekleri paylaşarak var oluyor ve bir toplumu meydana getiriyoruz. 1 Mayıs, bu görünmez bağların farkına varma günüdür.

Modern dünya bizi bireyselleşmeye ve sadece kendi "başarımıza" odaklanmaya itse de, aslında her birimiz devasa bir emek ağının parçasıyız. Madendeki işçinin, tarladaki kadının, ofisteki memurun ve fabrikadaki işçinin ortak paydası; dünyayı daha yaşanılır kılma gayretidir. Her birinin de topluma sunduğu katkı, emeğin tam da karşılığıdır. Burada ortak payda, her birimizin kendi yeteneği doğrultusunda üretmeye devam etmesidir.

Ailede ve Ruhsal Dünyamızda Emek

Kişisel gelişim ve aile danışmanlığı perspektifinden baktığımızda ise "emek" kavramı evimizin içine, hatta kalbimizin derinliklerine kadar uzanır. Bir ilişkiyi ayakta tutan şey sadece sevgi değil, o sevgiye her gün verilen emektir. Dinlemek emektir, anlamaya çalışmak emektir, birbirine vakit ayırmak emektir, var olurken birbirini de var etmek emektir…

Bugün pek çoğumuz "tükenmişlik" hissediyoruz. Bunun sebebi sadece çok çalışmak değil, verdiğimiz emeğin karşılığında anlam bulamamaktır. Oysa emek, insanın kendi imzasını hayata atmasıdır. Pek çoğumuz maalesef hayata sunduğumuz bu katkının farkında olmadan, yıpranmış ve tükenmiş bir şekilde hayata devam ediyoruz. 1 Mayıs’ı kutlarken kendimize şu soruyu sormalıyız: "Ben sadece hayatta kalmak için mi çalışıyorum, yoksa emeğimle bir değer mi inşa ediyorum?"

Sıklıkla üzerinde durduğum Odak Değiştirme Yöntemi ile bakarsak; enerjimizi sadece şikayet ettiğimiz zorluklara değil, o zorlukları aşarken ortaya koyduğumuz iradeye (emeğe) çevirmeliyiz. Emek, pasif bir kabulleniş değil, aktif bir değişim gücüdür. 1 Mayıs ruhu bize gösterir ki; birleşen eller ve ortaklaşan emekler, en sert kayaları bile zamanla eritir.

Bu 1 Mayıs’ta; madenlerden gün yüzüne, tarladan fabrikaya, evdeki mutfaktan ofis masasına kadar her nerede bir değer üretiliyorsa oradaki kutsallığı selamlayalım.

Ürettiğimiz değerlerin farkında olarak çalışmalarımızı sürdürelim.

Alın terinin gönül teriyle buluştuğu, her türlü emeğin saygı gördüğü, adil ve huzurlu bir
hayat diliyorum.

1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramımız kutlu olsun!

Emek verdiğiniz her şeyin çiçek açması dileğiyle...

www.ozugurdanismanlik.com

İnstagram : Koyde.birsosyolog