info@ozugurdanismanlik.com
Günümüz ebeveynlerinin en sık kurduğu cümlelerden biri şüphesiz şu: “Sürekli elinde tablet, gözünü ekrandan ayırmıyor.” Dijital çağın içine doğan gençlerimizi o renkli, hızlı ve sürekli dopamin pompalayan dünyadan nasıl uzak tutacağımız, neredeyse her ailenin ortak kaygısı. Çözüm olarak genellikle ekran sürelerine kısıtlamalar getiriyor, internetin fişini çekiyor veya cihazları saklıyoruz. Peki ama ekran kapandığında geriye kalan o kocaman boşlukta ne oluyor?
İşte tam bu noktada, ebeveynlik reflekslerimizle bir zihin tuzağına düşüyoruz. Ekranı kapattığımız an, çocuğun o boş zamanını "faydalı" etkinliklerle doldurma telaşına kapılıyoruz. “Hadi madem tablet yok, biraz kitap oku”, “Seni piyano kursuna yazdıralım”, “Çıkıp biraz spor yapsana…” şeklinde yönlendirmeler yaparak çocuğumuzun boş vaktini dolduruyoruz fakat unuttuğumuz bir şey var ki burada en önemsediğim durum da bu: O boşluğu çocuğunuz nasıl doldurmak istiyor?
İyi niyetle kurduğumuz bu cümleler, gençler cephesinde bambaşka bir yankı buluyor. Onlar için bu durum, dijital dünyadan kopup özgürleşmek değil; ebeveynin belirlediği yeni bir "görevler listesine" hapsolmak anlamına geliyor. Yani bir ceza olarak algılanıyor ve “faydalı etkinlik” değil de “kendisini eğlenceden uzak tutan aktivite” olarak değerlendiriyor. Kendi seçmediği, ilgi duymadığı ve ebeveyninin "onun adına" karar verdiği hiçbir aktivite, dijital dünyanın sunduğu cazibeyle rekabet edemez.
Gençleri ekranlardan uzaklaştırmanın asıl formülü, o cihazların kapalı kaldığı zaman dilimlerinde onlara kendi boşluklarını kendi istedikleri gibi doldurma fırsatı vermektir.
Çocuklarımızın boş zamanları, bizim hayata geçiremediğimiz hayallerimizin veya "başarılı çocuk" projelerimizin sahnesi değildir. Bir gencin dijital dünyadan uzaklaşıp gerçek dünyada köklenmesini istiyorsak, kontrolü bırakıp aktif dinlemeye geçmeliyiz. “Senin adına planladığım bu kursa git” demek yerine, “Şu an ne yapmak istersin?” sorusunu sormak ve verilecek cevaba -bizim dünyamıza çok uymasa bile- alan açmak zorundayız.
Bırakın biraz canları sıkılsın. Çünkü yaratıcılık ve kendi iç sesini duyabilme becerisi, tam da o can sıkıntısının içinden doğar. Kendi ilgi alanını kendi keşfeden, bir şeyler tamir etmeye çalışan, toprağı kazan, belki sadece saatlerce tavanı izleyip hayal kuran ya da bizim "saçma" bulduğumuz bir hobiye tutkuyla bağlanan genç, gerçek doyumu ekranda aramamaya başlar. Kendi seçtiği bir eylemin içinde kaybolan çocuk, zaten tableti veya telefonu aklına bile getirmez. Aynı zamanda da boş zamanını nasıl geçireceğinin kararını kendisi verdiği için bunu bir ceza olarak görmekten vazgeçer.
Odağımızı "Onu ekrandan nasıl uzak tutarım?" sorusundan, "Onun kendi ilgi alanlarını keşfetmesine nasıl alan açabilirim?" sorusuna kaydırdığımızda, evdeki çatışmaların yerini işbirliğine bıraktığını göreceksiniz. Burada çocuğunuza biraz fırsat tanıyın. Hemen karar vermesini, hemen bir şeyler yapmasını beklemeyin. Rehber olarak, çocuğunuza yapmak istediğini düşündüğü konularla ilgili keşif yapmasına yardımcı olabileceğinizi söyleyin.
Bize düşen, onların zamanını yöneten birer patron olmak değil; kendi iç pusulalarını bulmalarına rehberlik eden güvenli bir liman olmaktır.
Sevgiyle ve farkındalıkla kalın...
Instagram / YouTube : Koyde.birsosyolog