Her insanın dilinde aynı cümle…
“Güvendiğin herkes seni buna pişman edecektir…”
Alışılagelmiş bir cümleden fazlası değil oysa ki. Her insan, yaşadığı hayal kırıklığının bir insana bağlı olmadığını; kendi tercihi olduğunu ne zaman anlayacak? Birine güvenmek yapılan bir seçim değil, yüreğimizle verdiğimiz bir tercihtir aslında… Sonucuna razı olmaktır. Önemli olan kaybetmek veya kazanmak değildi; birine yaranı gösterip göstermemek arasındaki bir oylamaydı…
Hepimizin yaraları var ve bazen yüreğimize o kadar ağır gelir ki anlatmak, konuşmak isteriz… Yüreğimizin çığlıkları bastırır tüm dünyanın sesini… Ve bir anda dökülür kelimeler dilinden…
Suçlama kendini boşuna, karşındakini de… İnsanız nihayetinde… Umut ederiz, hayal kurarız ve kimi zaman hayaller başımıza yıkılmış gibi hissederiz…
Sığınacak bir liman ararız; gözlerimizi huzurla kapatacağımız güvenli bir alan…
Hislerini saklayıp yüreğinin sesini susturan, kendini işine adayan o kadar çok insan var ki… Nereye gidiyoruz… Ya da ne için çabalıyoruz? Huzur denilen kavramın sadece ismini biliyoruz… Onu yaşamanın ne demek olduğunu hiç mi merak etmiyorsunuz?
Güvendiğimiz her insan ömür boyu yanımızda kalacak diye bir zorunluluk yok, bencil olmayacak diye bir garantisi yok. Fakat sizin yüreğinizi hafifletmenin ve yüreğinizin sesini dinlemenizin gerçek huzur olduğunu anlayacağınız bir zaman dilimi var…
Ne zaman mı…?
En dipteyken… Her şeyden vazgeçtiğinizi düşündüğünüz bir anda, derinlerden bir fısıltı duyarsınız…
“Ben buradayım,” der size usulca…