yandexmetrikacounter
ÖĞRETMEN Mİ, 7/24 ERİŞİLEBİLİR ÇAĞRI MERKEZ | Çanakkale Olay
Hakan MUHTAR

hakanmuhtar76@hotmail.com

ÖĞRETMEN Mİ, 7/24 ERİŞİLEBİLİR ÇAĞRI MERKEZİ Mİ?

Muhtarın Penceresi
53

“Telefon Numaram Şahsi Malımdır, Kamu Malı Değil!”

Bir kadın öğretmenin sosyal medyaya düşen bir mesajını sizinle paylaşıyorum:

“Merhabalar,

Ben öğretmenlerin velilerle WhatsApp, Bip vb. uygulamalardan velilerle grup kurmaya zorlanmasından şikayetçiyim. Çocukların, velilerin, saçmasapan insanların elinde telefon numaramız var. Hem veliler rahatsız ediyor hem de numaramızı tanışma sitelerinde birilerine veriyorlar. Benim başına geldi bu olay. Velilerde numaram olsun istemiyorum, bu konuda CİMER’e yazsam sonuç alır mıyım?”

Bu bir öğretmenin feryadıdır. Bir annenin, bir kadının, bir kamu görevlisinin haykırışıdır. Sınıfta kırk çocuğa sabırla ilim öğreten, evine yorgun döndüğünde kendi çocuğuna zaman ayırmaya çalışan bir kadının çığlığıdır bu.

Çünkü artık mesele sadece “WhatsApp grubu” değildir. Mesele, bir kamu görevlisinin özel hayatının sistematik biçimde işgal edilmesidir.

Bugün öğretmenler, velilerle iletişim kurmak adına WhatsApp, Bip ve benzeri uygulamalarda grup kurmaya zorlanıyor. “Zorlanıyor” kelimesini özellikle kullanıyorum. Çünkü çoğu zaman bu bir tercih değil, fiili bir mecburiyet hâline getiriliyor. Müdür talimat veriyor, ilçe beklenti oluşturuyor.

Sonuç?

Telefon numaraları, kim olduğu belirsiz insanların cebinde dolaşıyor.

ÖĞRETMENİN TELEFONU NEDEN HERKESİN ELİNDE?

Bir öğretmenin cep telefonu numarası; çocuğunun öğretmeni olduğu 25-30 velinin, o velilerin eşlerinin, akrabalarının, hatta tanımadığı üçüncü kişilerin telefon rehberine düşüyor. O numara artık kontrol edilebilir bir bilgi olmaktan çıkıyor.

Diğer bazı vakaları da paylaşalım:

  • *Gece 23.47. “Hocam yarın beden eğitimi var mı?”
  • *Pazar sabahı 08.12. “Hocam ödev buydu ama anlamadık foto atar mısınız?”
  • *Bayram günü. “Hocam bizimki defteri kaybetmiş ne yapalım?”

Sınır yok. Mesai saati yok. Hafta sonu yok. Tatil yok.

Öğretmen, kamu görevlisi olabilir. Ama köle değildir.

BU BİR İLETİŞİM DEĞİL, BU BİR ABLUKADIR

Velilerle sağlıklı iletişim elbette önemlidir. Ancak iletişim, karşılıklı saygı üzerine kurulu olmalıdır. 7/24 ulaşılabilirlik üzerine değil.

Bugün bir öğretmen, telefonunu sessize almak zorunda kalıyorsa; profil fotoğrafını kaldırmak zorunda kalıyorsa; “Acaba yine kim yazdı?” kaygısıyla mesaj sesinden irkiliyorsa burada ciddi bir problem var demektir.

Daha kötüsü de var.

Telefon numarası, bilgisi dışında tanışma sitelerine verilen öğretmenlerin bile olduğunu biliyoruz.

Gece yarısı, tuhaf bir şekilde, tanımadığı erkeklerden mesaj alan kadın öğretmenler var.

“Numaranızı filanca verdi” cümlesini okuyunca midesine kramplar giren insanlar var.

Bu artık pedagojik bir mesele değil.

Bu, kişisel güvenlik meselesidir.

Bu, Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na da açık bir aykırılık göstermektedir.

O ZAMAN HERKES HERKESE ULAŞSIN!

Madem bir öğretmenin telefonu kamuya açık bir iletişim hattı gibi kullanılacak…

O zaman soruyorum:

Tüm öğretmenler de istedikleri zaman ilçe millî eğitim müdürüne WhatsApp’tan yazabilsin mi?

  • *Gece 01.15’te: “Sayın Müdürüm, kalorifer yanmıyor.”
  • *Cumartesi 23.40’ta: “Efendim okulun camı kırıldı, bilginize.”

Hatta daha ileri gidelim.

İl millî eğitim müdürünün telefonu tüm öğretmenlerin elinde olsun.

O da gece-gündüz demeden mesaj alsın.

Yetmez.

Kaymakam Bey.

Vali Bey.

Onların da numarası, bölgelerindeki tüm öğretmenlerin telefon rehberinde bulunsun.

Bilgileri dışında kurulan WhatsApp gruplarına aniden eklensinler.

Mesai saati kavramı ortadan kalksın.

Herkes herkesin özel hayatını sınırsız sabote edebilsin. Olur mu?

Olmaz.

Çünkü devlet ciddiyeti, kurumsal hiyerarşi ve özel hayatın dokunulmazlığı diye muhafaza edilmesi elzem olan kritik kavramlar var.

Peki öğretmen söz konusu olduğunda neden bu kavramlar buharlaşıyor?

KAMU GÖREVLİSİ OLMAK, ÖZEL HAYATI TERK ETMEK DEĞİLDİR

Bir öğretmen, görevini okul saatleri içinde ve mevzuat çerçevesinde yapar. Resmî yazışmaların usulü vardır. Veli görüşmesinin yeri bellidir. Okulun iletişim kanalları vardır.

Kişisel cep telefonu, kurumsal tebligat aracı değildir.

Ama fiiliyatta çoğunlukla öyle kullanılmaktadır.

Bu durum sadece psikolojik baskı oluşturmuyor; hukuki risk de doğuruyor. Bir mesaj yanlış anlaşılsa, bir cümle bağlamından koparılsa, ekran görüntüsü alınıp farklı yerlere servis edilse… Öğretmen kendini savunmak zorunda kalıyor.

Kurumsal koruma yok.

Resmî kayıt yok.

Denetim yok.

Ama sınırsız erişim var.

Bu kabul edilemez.

KADIN ÖĞRETMENLER İÇİN RİSK DAHA BÜYÜK

Gerçeği açık konuşalım.

Kadın öğretmenlerin maruz kaldığı taciz vakaları, erkek öğretmenlere göre istatistiksel olarak daha fazla.

*Profil fotoğrafından sosyal medya hesabı bulanlar…

*“Yanlışlıkla” özelden yazanlar…

*Gece mesaj atıp sabah “eşim yazmış” diyenler…

Bir de işin en çirkin boyutu var: Telefon numarasını tanışma sitelerine hukuksuzca verenler.

Bu bir suçtur.

Ama suçun oluşmasına zemin hazırlayan düzensizliğe kim dur diyecek?

Bir öğretmen, görevini yaptığı için güvenlik riski yaşamak zorunda mı?

CİMER’E YAZMAK ÇÖZÜM MÜ?

Evet, yazılmalıdır.

CİMER, vatandaşın ve kamu görevlisinin şikâyet hakkını kullanabildiği resmî bir başvuru mekanizmasıdır. Bu konu bireysel değil, toplumsal bir sorundur. Yazılan her dilekçe kayda girer. Her başvuru istatistik oluşturur. Her şikâyet, idarenin önüne bir veri olarak düşer.

Ama asıl çözüm, Millî Eğitim Bakanlığı’nın açık bir genelge yayımlamasıdır.

Kişisel cep telefonu üzerinden veli grubu zorunluluğuna son verilmelidir.

Kurumsal, kayıt altına alınan, mesai saatleriyle sınırlı dijital iletişim sistemleri kurulmalıdır.

Öğretmenin özel hayatı güvence altına alınmalıdır.

ÖĞRETMEN SUSARSA, SORUN BÜYÜR

Bugün birçok öğretmen “İdareyle ters düşmeyeyim” diye susuyor.

“Boş ver, katlan” deniliyor.

Ama her suskunluk, sorunu normalize etme riski oluşturuyor.

Bir kamu görevlisinin kişisel verisinin kontrolsüz biçimde yayılması asla normal değildir.

Gece yarısı mesaj almak normal değildir.

Tacize açık hâle gelmek normal değildir.

Öğretmenlik kutsal bir meslek olabilir.

Ama öğretmen insanüstü bir varlık, bir süper kahraman değildir.

Dinlenmeye ihtiyacı vardır.

Özel alana ihtiyacı vardır.

Mahremiyete ihtiyacı vardır.

Güvenliğe ihtiyacı vardır.

Mesai saatleri dışında ulaşılamama hakkı vardır.

MESELE SADECE TELEFON NUMARASI DEĞİL, SAYGI MESELESİDİR

Telefon numarası küçük bir ayrıntı gibi görülebilir.

Ama aslında mesele, öğretmene ne kadar saygı duyulduğudur.

Öğretmenleri, bir kamu hizmeti sunan profesyonel olarak mı görüyoruz? Yoksa 7/24 ulaşılabilir bir kriz çözüm/çağrı merkezi gibi mi?

Bir toplum, öğretmenine kişisel sınır koyma hakkı tanımıyorsa; yarın güvenliği içeren kritik herhangi bir sınırı da koruyamaz, açık hedef haline gelebilir.

Bugün öğretmenin telefonuna giden keyfi bir mesaj, yarın başka bir kamu görevlisinin özel hayatına kadar hadsizce uzanabilir.

Hukuk ve sınır, herkesi korur. Korumalıdır da…

Eğer öğretmenin telefonu herkesin erişimine açık olacaksa…

O zaman herkesin telefonu herkesin erişimine açık olsun.

Olmuyorsa — ki olmaz — o hâlde öğretmenin numarası da kamu malı değildir.

Öğretmenler köle değildir.

Kadın öğretmenler sahipsiz değildir.

Bu konu, bir “WhatsApp grubu” meselesi hiç değildir.

Bu mesele, saygı meselesidir.

Bu mesele, güvenlik meselesidir.

Bu mesele, devlet ciddiyeti meselesidir.