yandexmetrikacounter
TÜRKLERİN TARİHİ 2. BÖLÜM | Çanakkale Olay
Ali Işık Narler

alinarler@gmail.com

TÜRKLERİN TARİHİ 2. BÖLÜM

Çanakkale Notları...
58

jhkg

YAPAY ZEKA GEMİNİ İLE, TARİHİN VE DÜNYANIN DERİNLİKLİKLERİNE GİZEMLİ BİR SEYAHAT...

Merhaba herkesin bildiği gibi günümüzde yapay zeka çalışmaları büyük bir ivme kazandı. Ve önemle yaptığımız çalışmalarda yapay zekanın bugün için objektif ve tarafsız hareket ettiğini bir çok kez test ettik. Evet bu konuda yapılan çalışmalar, sorduğumuz sorular ve aldığımız yanıtlar doğru. Bu yazı dizisindeki çalışmada YAPAY ZEKA GEMİNİ ile adeta bir sohpet veya ropörtaj boyutunda ele alındı.

Deneyimli bir gazeteci ve sosyolog olarak çok iyi bildiğim bir konuyu ele aldık. Ve bu yazıda GEMİNİ tarafından verilen bilgilerin doğru bilgiler olduğunu iyi biliyoruz. Bu yazı dizisini bu şekilde algılar ve incelerseniz daha doğru bir bakış açısı geliştirirsiniz düşüncesindeyim... Sevgi ve saygılarla....

GEMİNİ'ye sorduk :

Bana çok eski efsanevi bir uygarlık. MU uygarlığı hakkında bildiklerinizi görsel dökümanlarla birlikte bir yazı hazırlayabilir misin?

rtertg

1. Mu Kıtası'nın Konumu ve Özellikleri

Efsaneye göre Mu, doğudan batıya 8.000 km, kuzeyden güneye 5.000 km uzanan devasa bir kıtaydı. Bugünkü Hawaii adaları kuzey ucunu, Paskalya Adası (Easter Island) güneydoğu ucunu, Mikronezya ise batı sınırını oluşturuyordu.

[Görsel Betimlemesi: Mu Kıtası Haritası] Bu haritada, Asya ile Amerika kıtaları arasında, Pasifik Okyanusu'nu neredeyse tamamen kaplayan devasa bir kara parçası görülür. Kıta; geniş ovalar, büyük nehir ağızları ve tropikal bir bitki örtüsüyle çizilmiştir. Hawaii ve Fiji gibi günümüz adaları, bu batık kıtanın su üstünde kalan dağ zirveleri olarak işaretlenmiştir.

2. Altın Çağ: Teknoloji ve Yaşam

Churchward'ın iddialarına göre Mu uygarlığı M.Ö. 50.000 ile M.Ö. 12.000 yılları arasında var olmuştu.

Nüfus: Yaklaşık 64 milyon insan yaşıyordu.

Teknoloji: Günümüzden bile daha ileri, psişik güçleri ve kozmik enerjileri kullanabilen bir teknolojiye sahiptiler.

Yönetim: "Ra-Mu" adı verilen, hem kral hem de başrahip olan bir lider tarafından yönetiliyorlardı. Güneş, Tanrı'nın (tek tanrı inancı) sembolüydü.

3. Bilginin Kaynağı: Naacal Tabletleri

Churchward, bu bilgileri Hindistan'da bir tapınakta bulduğu ve "Naacal Tabletleri" adını verdiği antik kil tabletlerden öğrendiğini iddia etmiştir. Bu tabletler, Naga-Maya dilinde yazılmıştı ve sadece özel rahiplerce okunabiliyordu.

[Görsel Betimlemesi: Kutsal Semboller ve Tabletler] Tabletlerin üzerinde geometrik şekiller, iç içe geçmiş üçgenler (Davud yıldızına benzer), gamalı haç (svastika - o dönemde dört ana yönü ve mutluluğu simgelerdi) ve kanatlı güneş diski gibi semboller bulunur. Bu sembollerin daha sonra Mısır, Maya ve Hint kültürlerine taşındığına inanılır.

4. Atatürk ve Mu Kıtası Araştırmaları (Tahsin Mayatepek Raporları)

Bu konu, Türk tarihi açısından çok özel bir yere sahiptir. Mustafa Kemal Atatürk, Türklerin kökenini araştırırken Mu Kıtası teorisiyle yakından ilgilenmiştir.

Görevlendirme: Atatürk, 1935 yılında Tahsin Mayatepek'i Meksika'ya maslahatgüzar olarak atamış ve özellikle Maya uygarlığı ile Türk kültürü arasındaki bağları araştırmasını istemiştir.

Raporlar: Mayatepek, Atatürk'e gönderdiği raporlarda Maya dili ile Türkçe arasındaki şaşırtıcı benzerlikleri (örneğin "Tepe" kelimesinin Mayaca'da da "Tepek" olması gibi) ve her iki kültürdeki kilim desenleri, semboller arasındaki ortaklıkları belgelemiştir.

Güneş Dil Teorisi: Atatürk'ün amacı, Türklerin Orta Asya'dan da önce, bu kayıp kıtadan dünyaya yayılan ilk kök kültürün bir parçası olup olmadığını bilimsel verilerle incelemekti.

5. Büyük Çöküş

Efsaneye göre Mu Kıtası, yaklaşık 12.000 yıl önce, yer kabuğunun altındaki dev gaz odalarının patlaması sonucu korkunç depremler ve tsunamilerle sulara gömüldü. Bu felaketten kurtulanlar; Asya'ya (Uygurlar), Amerika'ya (Mayalar/İnkalar) ve Mısır'a göç ederek oradaki medeniyetleri kurdular.

Bilimsel Bakış Açısı
Günümüz jeolojisi ve levha tektoniği bilimi, Pasifik Okyanusu'nun tabanında batmış dev bir kıta olduğuna dair jeolojik bir kanıt bulamamıştır. Okyanus tabanı nispeten genç kayalardan oluşur ve kıtasal bir kabuk yapısı göstermez. Bu nedenle bilim dünyasında Mu, Atlantis gibi bir "sözdebilim" veya mitoloji konusu olarak kabul edilir.

Özetle: Mu, ister gerçek bir tarih öncesi süper güç olsun, ister insanlığın "altın çağ" özleminin bir yansıması; Atatürk'ün vizyoner araştırmacılığı sayesinde Türk kültür tarihi incelemelerinin de ilginç bir parçası haline gelmiştir.

Hangi yöne odaklanmak istersiniz? Dilerseniz Atatürk'e sunulan "Tahsin Mayatepek Raporları"nın içeriği ve bulunan ortak kelimeler hakkında daha derin bir analiz yapabilirim?

Tabii, bu konu Türk kültür tarihi araştırmalarının en heyecan verici ve bir o kadar da tartışmalı bölümlerinden biridir.

Atatürk, Türk dilinin ve tarihinin köklerini sadece Orta Asya'da değil, çok daha derinlerde arıyordu. Bu amaçla Meksika Büyükelçiliği'ne atadığı Tahsin Mayatepek, 1935-1938 yılları arasında Atatürk'e, Maya kültürü ve dili ile Türkçe arasındaki şaşırtıcı benzerlikleri içeren 14 adet rapor göndermiştir.

İşte Mayatepek'in raporlarında geçen o şaşırtıcı kelime benzerlikleri ve kültürel ortaklıklar:

1. Dilsel Benzerlikler (Maya Dili vs. Türkçe)

Mayatepek'in raporlarında en çok dikkat çeken bölüm, Maya dilindeki sözcüklerin Türkçe (özellikle Göktürkçe ve eski Anadolu Türkçesi) ile fonetik ve anlamsal yakınlığıdır. İşte raporda geçen bazı örnekler:

tryhhfd.jpeg

Kilim Motifleri: Maya yerlilerinin dokuduğu kilimlerdeki geometrik desenlerin (koçboynuzu, eli belinde vb.), Anadolu Yörük kilimlerindeki motiflerle neredeyse birebir aynı olduğunu belirtmiştir.

Güneş Kültü: Her iki kültürde de Güneş'in kutsal ve yaratıcı bir güç (Tanrı'nın sembolü) olarak görülmesi.

3. Atatürk'ün Tepkisi ve Raporların Akıbeti

Atatürk bu raporları büyük bir heyecanla, satır altlarını çizerek okumuştur. Özellikle **"Güneş Dil Teorisi"**ni destekleyen veriler bulduğu için memnun olmuştur. Ancak raporların ileri aşamalarında Mayatepek, konuyu İslamiyet öncesi inançlara ve bazı dini eleştirilere getirdiğinde (veya teorileri çok uç noktalara taşıdığında) Atatürk'ün bu raporlara mesafeli durmaya başladığı ve araştırmaların Türk Tarih Kurumu arşivine kaldırıldığı söylenir.

Bu raporlar, bilimsel olarak %100 kanıt kabul edilmese de, Türklerin kadim geçmişinin sadece bozkırla sınırlı olmayıp okyanus ötesiyle bile bir bağı olabileceğine dair vizyoner bir bakış açısı sunması açısından çok değerlidir.

Bu konuyla ilgili Mayatepek'in bahsettiği Maya sembollerinin çizimlerini veya Atatürk'ün notlarını içeren görselleri de taramamı ister misiniz?

Kesinlikle bu görselleri bekliyorum...

Tabii, bahsettiğimiz raporlar, semboller ve kültürel karşılaştırmaları daha iyi zihninizde canlandırabilmeniz için ilgili görsel dökümanları derledim.

1. Tahsin Mayatepek Raporları ve Belgeler :

Atatürk'ün üzerinde titizlikle çalıştığı, Tahsin Mayatepek tarafından Meksika'dan gönderilen raporların ve ilgili kitap çalışmalarının kapak ve içerik örnekleri. Bu belgeler, Türk Tarih Tezi çalışmalarının ne kadar kapsamlı yürütüldüğünü gösterir niteliktedir.

Osmanlı’nın son dönemlerinde ortaya çıkan “Türkçülük” akımı, Türk tarihine olan ilgiyi arttırarak yeni araştırmaları da beraberinde getirdi. Özellikle Cumhuriyet ilan edildikten sonra bu konu Mustafa Kemal Atatürk’ün fazlasıyla dikkatini çekecek ve Gazi, Türk tarihinin incelenmesi için özel bir ekip oluşturacaktı. Bunun yanı sıra 1931’de kurulan Türk Tarih Kurumu da aynı hedefler doğrultusunda çalışmalarına devam ediyordu. Akabinde Atatürk’ün isteği ile ülkeye davet edilen yabancı bilim adamları ise çok değerli malzeme ve bilgilere ulaşarak önemli bir eşiğin atlanmasını sağladılar. Ancak halen daha Türklerin kökeni ile ilgili cevaplanmayan pek çok soru mevcuttu.

1932 yılına gelindiğinde emekli General Tahsin Bey, Maya dili ile Türkçe arasındaki benzerlikleri fark ederek bunları Atatürk’e anlattı. Konu Gazi’nin oldukça dikkatini çekti fakat Türkler Orta Asya’da, Mayalar ise Meksika’da yaşamışlardı. Birbirine böylesine uzak olan iki uygarlık arasında nasıl bu denli benzerlikler olabilirdi?

Hemen Tahsin Bey’i Meksika’ya elçi olarak atayan Mustafa Kemal Atatürk, yüklü bir bütçeyi de onun için ayırıp bol bol araştırma yapmasını istedi.

dskfjsdakfg

rdthrdjj

2. Maya ve Türk Kültürü Sembol Benzerlikleri :

Raporlarda sıkça atıfta bulunulan, Maya tapınaklarındaki kabartmalar ile Türk halı/kilim motifleri ve tamgaları arasındaki şaşırtıcı benzerlikleri (örneğin "Ay-Yıldız" benzeri formlar veya geometrik desenler) gösteren görseller.

sjfsjg

3. Naacal Tabletleri ve Mu Sembolleri :

James Churchward'ın Mu Kıtası tezinin temelini oluşturan, Hindistan ve Meksika'da bulunduğu iddia edilen tabletlerin çizimleri ve bu tabletlerdeki kutsal semboller (Haç, Svastika, Güneş diski vb.).

Bu görseller, 1930'larda yapılan tarih araştırmalarının görsel hafızasını oluşturmaktadır. Özellikle Mayatepek'in raporlarındaki detaylar, o dönemde iki uzak kültür arasında kurulan bağın ne denli ciddiye alındığını kanıtlar niteliktedir.

slkfngesns.jpeg