yandexmetrikacounter
Dijital Çağda Aile: Aynı Çatı Altında Kaç K | Çanakkale Olay
Mine Kandaz

info@ozugurdanismanlik.com

Dijital Çağda Aile: Aynı Çatı Altında Kaç Kilometre Uzağız?

Sosyolog/Aile Danışmanı
70

Geçtiğimiz haftalarda bu köşede, kadının sosyolojik ve kültürel derinliğini, toplumu inşa eden o sessiz ama devasa gücünü konuşmuştuk. Kadın; ailenin birleştiricisi, geleneğin taşıyıcısı ve duygusal bağların mimarıdır. Ancak bugün, o kadim bağların önünde devasa bir engel duruyor: Dijital ekranların bizi oyalayıcı ışığı.

Sosyolojik bir perspektifle baktığımızda, mahalle kültüründen "site" yaşamına geçişimizle başlayan bireyselleşme serüvenimiz, cebimize giren akıllı telefonlarla zirveye ulaştı. Eskiden akşam yemeğinden sonra içilen o demli çayların buharında şekillenen aile sohbetleri, yerini bildirim seslerine ve sonsuz aşağı kaydırmalara bıraktı. Sonucunda derin bir sessizlik ve herkesin kendi telefonunun içine gömüldüğü bir hayat ortaya çıktı.

Bir aile danışmanı olarak gözlemlediğim en çarpıcı gerçek şu: Fiziksel olarak aynı odada veya evde oturan, ancak ruhsal olarak farklı kıtalarda gezinen aile üyeleri... Gençler dijital dünyanın hızında kaybolurken, orta kuşak iş stresini sosyal medyada dindirmeye çalışıyor. Sorunlarımızı, aile içerisinde birbirimizle konuşmanın yerini ise yapay zekâ ile dertleşmelerimiz aldı maalesef.

Aile üyeleri arasındaki gerçek bağ, evimizdeki mutfak masasında başlar. Eğer biz o masada birbirimizin gözünün içine bakmak yerine telefon ekranına bakıyorsak, sosyolojik çözülme kapımızda demektir. İletişimin tamamen azaldığı, neredeyse yok olduğu, evin ise yuva olmak yerine sadece sığınılacak bir yer olarak kullanıldığı bu gidişe bir dur dememiz gerekiyor.

Peki, ne yapmalı? Dijital dünyayı tamamen reddetmek gerçekçi değil, ancak onu yönetmek bizim elimizde. Kişisel gelişim süreçlerinde sıkça vurguladığımız "farkındalık" kavramını aile içine taşımalıyız. Dijital dünyanın bizi birleştiren ve bilgilendiren güçlü yanını alıp, bizi bağımlı kılan ve birbirimizden uzaklaştıran yanından uzak durarak bir denge kurmalıyız. Bu dengeyi, günlük hayatımızdaki alışkanlık değişiklikleri ile sağlamamız mümkün.

Dijital Detoks Saatleri: Günün bazı saatlerinde telefonları "başka bir odada", bildirim seslerini kapatarak dinlendirmek, bu sürede aile içerisinde sohbet ortamları yaratmak bir başlangıç sağlar.

Aktif Dinleme: Çocuğunuz ya da eşiniz bir şey anlatırken telefonu kenara koyup, tüm dikkatinizle ona yönelmek, ona "Sen benim için değerlisin" demenin en kısa yoludur.

Kuşaklar Arası Köprü: Gençlerin teknoloji bilgisini, yaşlıların hayat tecrübesiyle birleştirecek ortak alanlar yaratmak bağları sağlamlaştırır.

Bugün elinizdeki telefonu sessize alıp, televizyonu kapatıp, sessizce içinize dönüp bir düşünün; bizi biz yapan şey, birbirimizle kurduğumuz gerçek bağlardır. Bu bağları hatırlayıp hissetmek, hayatımızda daha fazla uygulama isteğine yol açar. Gerçek bağlarımızı hatırladığımızda, bu durumun birleştirici ve dönüştürücü gücü, dijital çağa yenilmeyecek kadar kıymetlidir; yeter ki biz odağımızı cihazlardan, sevdiğimiz insanlara çevirmeyi seçelim. Toplumun temeli olan aile üyelerinin bu bağları yeniden kurması, toplumun da yeniden bağ kurmasının bir yolunu bulmasına en güzel başlangıçtır.

Bu hafta kendinize şu soruyu sorun:

Bugün ailemle kaç dakika "gerçekten" beraber oldum?

Haftaya görüşmek dileğiyle, sevgiyle ve bağla kalın.

www.ozugurdanismanlik.com

info@ozugurdanismanlik.com

Instagram : Koyde.birsosyolog