burcu.arik@gmail.com, https://dogakultur.net
Bu hafta sizlere doğa gözleminde karşılaşmaktan çok heyecan duyduğum oluşumlardan bahsedeceğim: mazılar! Burada sözünü ettiğim mazı, “mazı ağacı” diye bildiğimiz bitki değil; başka canlıların etkisiyle bitkilerin üzerinde gelişen özel oluşumlar. Görenler çoğunlukla bitkinin meyvesi sanıyorlar ama meyve de değiller.
Çanakkale bölgemizde daha çok meşe ağaçlarındaki mazılarına denk gelsem de birçok bitkide görülebilirler. Otsu bitkiler de bile! Yuvarlak, tüylü, dikenli, parlak, mat vb. çeşit çeşit olan bu oluşumlar hem biçimleri hem de onları oluşturan canlılar bakımından inanılmaz bir çeşitlilik gösteriyor. İnanın mazıları bir kez fark ettiğinizde, çevrenizde ne kadar çok olduklarını görüp şaşıracaksınız. Hadi gelin mazıların büyülü dünyasına girelim.

Fotoğraflar: Geyikli eski odun
iskelesinde, adını üzerinde çok sayıda mazı formu oluşmasından
alan mazı meşesi
(Quercus infectoria) üzerinde iki farklı mazı türü.
Sağdakinde delikler var, içindeki arı türleri gelişip çıkmış.
Soldakini iki defa gördüm, keşke yeniden görebilsem. Burcu Meltem
Arık
Bitki mazıları üzerine uzmanlaşmış İngiliz doğa bilimci Margaret Redfern’e göre mazılarla ilgili en eski bilgiler antik dönem Yunan ve Çin’den. Redfern, antik dönemde bazı mazıların bitkisel tedavilerde kullanıldığını belirtiyor. Daha sonraki dönemlerde ise boya ve mürekkep yapımı gibi farklı amaçlarla karşımıza çıkıyorlar. Çanakkalemizde özellikle bir tür mazı boya ve deri tabaklama açısından tarihte çok önemli bir yer tutuyor.
|
|
Fotoğraflar: Geyikli eski odun iskelesinde mazı meşesi üzerindeki mazılar. Soldaki mazıda görülen delik, içinde büyüyen arının gelişip çıktığını gösteriyor. Bu mazı türü, uzun yıllar deri tabaklamada ve boya sanayinde kullanılmış. İçinde arı larvaları varken üzeri yapış yapış oluyor. Andricus sp. olduğunu tahmin ediyorum, bir tür mazı arısı. Burcu Meltem Arık
Mazıların nasıl oluştuğuna ilişkin önemli ipuçlarından birini 17. yüzyılda İtalyan bilim insanı Marcello Malpighi ortaya koymuş. Onun mikroskopla yaptığı incelemeler, bazı canlıların bitkilerin dokusuyla kurduğu ilişki sonucunda ortaya çıktığını göstermiş. Mazıyı oluşturan canlı, bitkinin dokularının gelişimini etkiliyor ve kendisi için besin ve barınak sağlayan özel bir yapı oluşmasına yol açıyor. Örneğin mazı arılarında dişi arı yumurtasını bitkinin genç dokusuna bırakıyor. Yumurtadan çıkan küçücük larva, gelişen mazının içinde kalıyor ve burada beslenerek büyüyor. Gelişimini tamamladığında ise ergin arı mazının duvarında küçük bir delik açarak dışarı çıkıyor. Mazılarda gördüğümüz o küçük yuvarlak deliklerin bazıları işte bu çıkış delikleri.
Sizce de çok etkileyici değil mi!
Mazılar, bakteriler, mantarlar, nematodlar, akarlar ve böcekler gibi farklı canlılarla onların konakları olan bitkiler arasındaki ilişki sonucu oluşuyor. İşin en şaşırtıcı yanı da burada. Bitki, mazıyı oluşturan canlıya besin ve korunabileceği bir barınak sağlayacak şekilde yönlendiriliyor. Bakterilerin oluşturduğu mazılarda oluşum süreçleri iyi bilinse de hayvanların oluşturduğu mazıların nasıl geliştiğini hâlâ tam olarak bilmiyoruz.

Fotoğraf: Bu mazı arısı ABD’den
olsa da mazı yapan arıların neye benzediğini göstermek amacıyla
paylaşmak istedim. Küçücük bir türdür, fotoğraf yanıltmasın.
Yazılarımda sadece kullanıma izin verilen fotoğrafları
kullandığım için tek bulabildiğim bu oldu. Judy
Gallagher.
Özellikle mazı arıları ve mazı sinekleri en karmaşık mazıları oluşturuyor. Belki aramızdaki genç bilim insanları bunu araştırabilir? Bunu özellikle lise öğrencilerine bir araştırma konusu olarak önermek isterim. Böcekler bitkiye bunu nasıl yaptırıyor? Yumurtadan çıkan küçücük bir larva, bitkinin hücrelerini nasıl yönlendirip kendisi için böyle özel bir yapı oluşturuyor? Bazı bitkiler neden buna direnebiliyor?

Fotoğraf Geyikli eski odun
iskelesi. Andricus lucidus arısının oluşturduğu, kirpi mazısı
olduğunu sanıyorum ama bir uzmana danışmak lazım. Bu yazımdaki
türleri, elimdeki kaynak kitaplara bakarak sadece tahmin
ediyorum. Burcu Meltem Arık
Mazının oluşabilmesi için bitkinin genç, henüz gelişiminin başındaki hücrelerine ihtiyaç var. Çünkü bu hücreler farklı dokulara dönüşebilme yeteneğine sahip. Mazıyı oluşturan canlı konağına bağımlı ve genellikle yalnızca o konak türüne ya da onunla yakın akraba birkaç bitki türüne özgü. Bu yüzden her bitkide aynı mazıyı görmüyoruz. Meşelerde, kayınlarda, kuşburnunda ya da ladinlerde karşımıza çıkan mazılar birbirinden oldukça farklı olabiliyor.

Fotoğraf: İstanbul’da Atatürk
Arboretumu’nda doğu ladini mazısı. Bir akar türü olduğunu
sanıyorum (Adelges sp.). Burcu Meltem Arık

Fotoğraf: İstanbul’da Atatürk
Arboretumu’nda kayın mazısı. Bir tür mazı
sineği olan Mikiola orientalis
türü olduğunu tahmin ediyorum. Burcu Meltem Arık

Fotoğraf: Ankara’da Elmadağ’da
kuşburnu mazısı. Kuşburnunda tüysü olanları çok görüyorum ama
bunu nadiren gördüm. Burcu Meltem Arık
Mazı oluşturan türlerle konak bitki arasındaki ilişki neredeyse
her zaman parazitik oluyor. Bütün yarar mazıyı oluşturan canlıya
gidiyor ve bu yarar onun büyümesini ve korunmasını mümkün
kılıyor. Buna birkaç istisna var, onların biri de incir! İncir
arıları incir çiçeklerini tozlaştırırken aynı zamanda bunların
bazılarında mazı oluşmasına da neden oluyor. Böylece incir
ağaçları için vazgeçilmez bir hizmet sağlıyorlar. Bizim için de!
Bu sıra incirler çıktığı için mutlu olan tek kişi ben olamam
sanırım! Bu arada yanlış anlaşılmasın, incir meyvesi bir mazı
değil.
Larva büyürken ihtiyaç duyduğu besinler bitkinin başka
bölümlerinden mazıya taşınıyor. Bu akış, larva gelişimini
tamamlayana kadar sürüyor. Bazı bitkiler mazı oluşumuna
diğerlerinden daha dirençli olabiliyor ve bunlara yerleştirilen
larvalar, besleyici doku gelişmediği için birkaç gün içinde
ölebiliyor. Bu durumlarda bitki larvadan gelen uyarana tepki
vermiyor ya da larvayı öldüren bir toksin üretiyor.
Mazılara ilişkin ilk anım Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinden, çocukluğumdan. Ancak o zaman bunların ne olduklarını bilmiyordum. Üstelik meşede de değillerdi. Anneannemin ahırının damına çıkar, bütün köy imece usulü orada tarhana sererken ben de kavak yapraklarına bakardım. O zamanlar (yetmişlerin sonları, seksenlerin başları) bir çocuğun oyun arkadaşı kavaklar, elma ağaçları, böcekler, kuşlar, civcivler, camızlar (manda), inekler, buz gibi dereler, ardıç ağaçları, sarıasmalar ve çoban köpekleriydi. Şimdi durum çok daha farklı. Çocukların doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiği ayrı bir yazının konusu olsun. Kavakların bazı yapraklarının ortasında boğumlar olurdu. Bunları merak edip açardım ve içlerinde bitler bulurdum.

Fotoğraf: Geyikli eski odun
iskelesi. Dryomyia sp. olduğunu sanıyorum, bir tür mazı sineği.
Burcu Meltem Arık

Fotoğraf: Geyikli eski odun
iskelesi. Bir tür mazı arısının işi bu da. Ancak hangi tür
bilemiyorum. Burcu Meltem Arık

Fotoğraf: Geyikli eski odun
iskelesi. Disk biçimli meşe mazısı (Neuroterus quercusbaccarum)
olduğunu düşünüyorum. Burcu Meltem Arık
Mazılar özellikle çocukların ilgisini çekebilir. Yakınınızda çocuklar varsa onlara da bu özel oluşumları anlatmanızı çok isterim. Çocuklarla mazı ararken küçük bir kuralımız olsun. Üzerinde çıkış deliği olmayan mazıları koparmayalım. Delik yoksa, içlerindeki canlı hâlâ gelişiyor demektir. Onların yaşam haklarını koruyalım.
Haftaya şehrimizi yavaş yavaş terk etmeye başlayan ebabillerden ve leyleklerden, kısacası yazın görülen ama kışın görmediğimiz göçmen kuşlardan bahsedelim diyorum, ne dersiniz?
Doğa gözlemlerimizi #canakkaledogaguncesi ile paylaşalım mı? Instagram’da da buna özel bir hesap açtım: https://www.instagram.com/canakkaledogaguncesi/
Bu yazım için yararlandığım kaynaklar:
Çok ilgiyle takip ettiğim Harper Collins Yayınevi’nin New
Naturalist serisi kapsamında çıkardığı, Margaret Redfern tarafından
yazılan muhteşem Plant Galls adlı kitabı
Margaret Redfern ve R. R. Askew’in Plant Galls adlı kitabı.
Michael Chinery’nin İngiliz Bitki Mazısı Derneği için yazdığı İngiltere’nin Bitki Mazıları adlı kitabı
Ülkemizde kuşlar, kelebekler, ağaçlar ve mantarlar üzerine rehber kitapların sayısı artsa da hâlâ büyük eksiklerimiz var. Mazı araştıran çok sayıda bilim insanımız olduğuna eminim. Keşke onlar da yazsa. Arılar, likenler, yusufçuklar, yosunlar ve elbette mazılar için de rehber kitaplarımız olsa ve doğa gözlemi ülkemizde daha güçlü bir kültür olarak yerleşse. Bu da yine İl Özel İdaremiz ve belediyemizden bir dileğimiz olsun. Bilim insanları, fotoğrafçılar ya da çizerlerle birlikte çalışılıp Çanakkalemiz için de rehber kitaplar yapılabilir. Bunu öğretmenler öğrencileriyle de deneyebilir. TÜBİTAK desteklerine ya da İl Özel İdaresine başvurulabilir. Belki hem doğa hem hayırseverler de destek olabilir.
Yazıma katkı veren, Roots & Shoots Türkiye Derneği’nden Yeliz Ergöl, Fatma Nur Tosun ve Alper Akyüz’e teşekkür ederim.