yandexmetrikacounter
Tek kişilik dev kadro olmak kolay mı? | Çanakkale Olay
Erhan Taylan

erhantaylan17@hotmail.com

Tek kişilik dev kadro olmak kolay mı?

175

Siyaset genelde kalabalıkların, büyük konvoyların ve gürültülü sloganların gölgesinde yapılır. Alkışlar yükselir, pankartlar açılır, vaatler havada uçuşur. Ancak iş icraata geldiğinde o kalabalıkların çoğu bir anda dağılır.
Bazen ise bir kişi çıkar; elinde dosyası, dilinde gerçekler ve arkasında bitmek bilmeyen enerjisiyle koca bir kurumu harekete geçirir. Bugünlerde Çanakkale İl Genel Meclisi’nde bu tanıma bire bir uyan tek bir isim var: Murat Çağlayan.

Sahada Görmeden Kürsüye Çıkmıyor

  • Nereye baksanız onu görüyorsunuz.
  • Bir gün merkeze bağlı bir köyün bozuk yolunda, çamurun içinde köylünün derdini dinlerken…
  • Ertesi gün meclis kürsüsünde, elinde teknik raporlarla idareyi zorlayan sorular sorarken…

Çağlayan’ın farkı tam da burada başlıyor. Sorunu masa başında değil, yerinde görüyor. Köy yolunun neden yapılmadığını, içme suyunun neden hâlâ sorun olduğunu, bir projenin neden geciktiğini sahada öğrenip meclise taşıyor.

Muhalefet Yapmak Değil, Çözüm Üretmek - Neden “Tek Kişilik Dev Kadro”?

Çünkü Murat Çağlayan sadece konuşmak için konuşmuyor. Kürsüye çıktığında amaç cümle kurmak değil, sonuç almaktır. Muhalefeti bir refleks, bir alışkanlık ya da günü kurtarma aracı olarak değil; doğrudan bir sorumluluk alanı olarak görüyor. Bu yüzden dile getirdiği her başlık, söylediği her cümle havada kalmıyor. Gündeme taşıdığı konuların arkasını titizlikle takip ediyor. Bir siyasetçinin en büyük sermayesi olan takipçilik onda fazlasıyla mevcut. Dosyalar rafta tozlanmasın diye uğraşıyor, unutulmaya bırakılan meseleleri sürekli hatırlatıyor. Bir dosya açıldığında, o dosya sonuçlanana kadar peşini bırakmıyor. Bürokrasiyle halk arasında adeta mekik dokuyor. Bir tarafta köylerde dinlediği sorunlar, diğer tarafta o sorunların çözümünden sorumlu idari yapılar var. Çağlayan, bu iki taraf arasında köprü kuruyor. “Biz söyledik” deyip kenara çekilmiyor; tam tersine,

  • “Neden yapılmadı?”,
  • “Hangi aşamada takıldı?”,
  • “Ne zaman çözülecek?”

sorularının cevaplarını ısrarla arıyor. Bu yaklaşım, klasik muhalefet anlayışının çok ötesinde bir duruşu temsil ediyor. Sadece eleştirmekle yetinmiyor; her eleştirinin yanına mutlaka bir çözüm yolu koyuyor. Sorunun fotoğrafını çekmekle kalmıyor, çözümün krokisini de çiziyor. İşte tam da bu yüzden Murat Çağlayan, sayılardan bağımsız olarak etkisi hissedilen, tek başına bile fark yaratan bir profil olarak öne çıkıyor. Kısacası, onu “tek kişilik dev kadro” yapan şey yüksek sesle konuşması değil; söylediğinin arkasında durması, sustuğu yerde bile takibini sürdürmesidir.

‘Mış Gibi’ Yapmayan Bir Siyaset Tarzı

  • Köy kahvelerinde dile getirilen talepleri meclis gündemine taşırken “mış gibi” yapmıyor.
  • O sorunun neden bugüne kadar çözülmediğini sorguluyor.
  • Kim sorumluydu, hangi bütçe kullanıldı, nerede aksama oldu?

Eleştirmek kolaydır. Asıl zor olan, eleştirinin yanına bir alternatif yol koyabilmektir. Çağlayan tam da bunu yapıyor. Sorunu ortaya koyarken çözüm önerisini de masaya bırakıyor.

Dijital Çağın Meclis Üyesi

Yapılan çalışmaları, eksiklikleri ve kazanımları halktan saklamıyor. Bilginin sadece meclis tutanaklarında ya da kapalı toplantı odalarında kalmasına izin vermiyor. Alınan kararları, sahadaki karşılığını ve ortaya çıkan sonuçları doğrudan kamuoyuyla paylaşıyor. Çünkü hesap vermenin, çağdaş siyasetin en temel unsurlarından biri olduğunun farkında. Sosyal medya ve dijital kanalları aktif ve bilinçli şekilde kullanarak süreci vatandaşa anlatıyor. Sadece sonuçları değil, sürecin kendisini de görünür kılıyor. Hangi adımın ne zaman atıldığını, nerede tıkandığını, hangi engellerle karşılaşıldığını açıkça ifade ediyor. Böylece klasik siyasetçi profilinin dışına çıkarak, tek yönlü anlatan değil; bilgilendiren ve sürece dahil eden bir yaklaşım sergiliyor. Ne yapıldığını da, neyin neden yapılamadığını da gizleme ihtiyacı duymuyor. Başarıları sahiplenirken eksikleri inkâr etmiyor, aksaklıkların sorumluluğunu başkasına yıkamıyor. Bu şeffaf dil, hem güven inşa ediyor hem de kamuoyunun doğru bilgiye doğrudan ulaşmasını sağlıyor. Bu tavır, siyasetin kapalı kapılar ardında yürütülmek zorunda olmadığını; aksine şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir bir zeminde yapılabileceğini gösteriyor. Dijital çağın ruhuna uygun bu yaklaşım, sadece bugünün değil, yarının siyaset anlayışına da güçlü bir örnek sunuyor.

Kürsüye Çıkınca Ortam Değişir

İl Genel Meclisi toplantılarını yakından takip edenler bilir. Murat Çağlayan söz aldığında salonda sıradan bir konuşma beklentisi olmaz. Çünkü o kürsüye çıktığında sadece düşüncelerini değil, hazırlığını da beraberinde getirir. Söylediği her cümlenin arkasında sahada yapılmış incelemeler, not alınmış gözlemler ve somut veriler vardır. Dosyalar vardır, belgeler vardır, tarih ve saatler vardır. Hangi iş ne zaman başlamış, nerede aksama yaşanmış, hangi ihale hangi tarihte yapılmış; hepsi net ve açıktır. Genel geçer ifadelerle, yuvarlak cümlelerle vakit harcamaz. Konuyu dolandırmadan, doğrudan can evinden yakalar. Bu yüzden de sözleri dikkatle dinlenir. Bu netlik, zaman zaman rahatsız eder. Çünkü rakamlarla konuşulan bir yerde bahaneler azalır, ezberler bozulur. Ancak söyledikleri hiçbir zaman havada kalmaz, karşılıksız da bırakılmaz. Zira ortada iddia değil, bilgi vardır; yorum değil, belge vardır. Kısacası, Murat Çağlayan kürsüye çıktığında ortam değişir. Tartışmanın tonu yükselir ama seviyesi düşmez. Meclis, o anlarda sadece konuşulan değil; gerçekten hesap verilen bir zemine dönüşür.

Çanakkale Siyasetinin İhtiyacı Olan Profil

İYİ Parti’nin Çanakkale’deki en çalışkan isimlerinden biri olan Murat Çağlayan, ortaya koyduğu siyaset tarzıyla aslında net bir mesaj veriyor; “Sayısal çoğunluğunuz ne olursa olsun, doğruyu savunuyorsanız sesiniz her yerden duyulur.”

Bu yaklaşım, siyasetin sadece rakamlardan ve sandalye hesaplarından ibaret olmadığını hatırlatıyor. Meclis aritmetiği geçicidir, ancak tutarlılık ve emek kalıcıdır. Çağlayan’ın durduğu yer de tam olarak burasıdır. Çoğunlukta olmayı değil, haklı olmayı esas alan bir duruş sergiliyor. Çanakkale yerel siyasetinin yıllardır içinde sıkışıp kaldığı kısır döngülerden kurtulabilmesi için bu anlayışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Sürekli aynı tartışmaların, aynı söylemlerin ve aynı bahanelerin tekrarlandığı bir düzlem yerine; sahaya inen, soran, araştıran ve işin peşini bırakmayan isimler gerekiyor. Murat Çağlayan gibi koşan, yerinde gören, soru sormaktan çekinmeyen ve takibi bırakmayan siyasetçiler, yerel yönetim anlayışını da dönüştürür. Çünkü bu profil, sadece bugünün sorunlarına değil, yarının ihtiyaçlarına da cevap üretebilen bir bakış açısını temsil eder. Çanakkale’nin daha güçlü, daha şeffaf ve daha vizyoner bir siyasal iklime kavuşması da ancak bu tür profillerle mümkün olur.

Halk Unutmaz

Bir meclis üyesinden fazlasını yapıp, adeta başlı başına bir denetleme mekanizması gibi çalışan bu “tek kişilik dev kadro”yu izlemeye devam edeceğiz. Çünkü bu tarz isimler sadece karar masalarında değil, sahada da varlık gösterir. Evrakların arasında kaybolmaz, dosyaların arkasına saklanmaz; sorunun kaynağına inmeyi tercih eder. Bugün söylenenin yarın takipçisi olur, verilen sözlerin peşini bırakmaz. Halkın gözünde asıl farkı yaratan da tam olarak budur. Seçim dönemlerinde hatırlanan, sandık kurulduğunda kapısı çalınan siyasetçiler değil; yılın her günü ulaşılabilir olanlar kalıcı iz bırakır. Sabah selamını esirgemeyen, köy yolunda karşılaştığında başını çevirip geçmeyen, “Bu işi ne yaptık?” diye sorabilenler…

Çünkü halk, kendisine sadece afişlerle, sloganlarla ve vaatlerle seslenenleri değil; her sabah içten bir şekilde
“Günaydın, bir derdiniz var mı?” diyebilenleri asla unutmaz. Unutmaz; çünkü samimiyet sandıkta değil, hayatın içinde ölçülür.